08 Ocak 2012

Bir yaşam koçu olarak Muhammed Ali

You know I'm bad! Just last week, I murdered a rock, injured a stone, hospitalized a brick! I'm so mean, I make medicine sick!

15 Kasım 2011

Hayvan ticareti deyince anlaşılması gerekenler

Kurban bayramı bahanesiyle bir çok hayvan hikayesi dinlediniz ama bu seferki konumuzda hayvanlarda sadece ardalan oluyorlar... Gelin sizlerle bugün, benim "Amerikan-bakış-açısı" demeyi tercih ettiğim (bitişik-çizgili yazıyı kasten kullandım) ikiyüzlü ve çelişkili olguyu inceleyelim. Bunu yapmak için Slavoj Zizek, Noam Chomsky gibi meşhur kalem efradını ya da Antonio Negri gibi çok meşhur olmayan ama kalemlerle daha haşırneşir olmuş insanları irdelemeye gerek yok...

Hikayemizi Discovery Channel üzerinden pekala yürütebiliriz.

Discovery Channel'de izlemekten haz duyduğum programların başında Deadliest Catch geliyor. Bering Denizi'nde yengeç avıyla iştigal eden üst-ortasınıf Amerikalıları anlatan bir reality show. Yayın ekibi doğrudan avcı gemilerinde kayıt yaptıkları için, mesleğin zorluklarını birebir yansıtmayı gayet iyi başaran bir program olduğunu söylemeliyim. İşin içine yayıncılık hilesi hiç katılmıyor diyemem, ama mizansen ile hakikati birbirinden ayırt etmekte zorlanan bir insan olmadığım için o kısımları da gösterinin bir parçası olarak kabul ediyorum.

Pek sık izlemediğim bir başka Discovery programıysa Whale Wars. Başında bir Kanadalı aktivisitin yer aldığı gönüllüler gurubu, Pasifik'in güneyindeki soğuk denizlerde balina avlayan Japon gemileriyle, kendi ölçeklerinde savaşıyor. Gemilere yumurta atıyorlar, ağlarını yırtıyorlar, telsiz frekanslarını bozuyorlar... Bu tür gerilla işleriyle uğraşıyorlar. Pek sonuç alamadıkları aşikar ancak küresel anlamda balina avcılığına karşı bir bilinç gelişmesine katkı yaptıkları da kabul edilmeli...

Şimdi... Çelişkiyi görebiliyor musunuz? Amerikalıların bayıla bayıla yediği konserve yengeç eti için avcılık yapan arkadaşların hayatı "Zor şartlarda balıkçılık yapan orta sınıf emekçilerin, çile ve yorgunlukla ve hatta cesaretle ördükleri hayatlarından kahramanca kesitlerin yansıtılması" olarak anlatılarak programa dönüşürken... Bütünüyle aynı işi yapan Japonlar "Balina avcısı aşağlık Japon pislikleri" olarak yorumlanarak ekrana yansıtılıyor...

Neden? Amerika yengeç yemeyi seviyor ama balina yemeyi sevmiyor diye... Yani Amerikalıların sevdiklerini onlara verirseniz kimi öldürdüğünüzün önemi yok, kahraman oluyorsunuz. Başka ülkeden birileri için bir iş yaparsanız, hele işin içine azıcık da olsa "kan" girerse barbar oluyorsunuz.

Hani okyanus ötesindeki arkadaşlarına teşekkür etmeyi çok seviyordu ya birileri... O arkadaşların meşrebi bu işte... Onların meşrebi öyle olunca bizim de peşrevimiz böyle oluyor haliyle... Ama dinleyene elbette...

08 Ekim 2011

Sizin ticaretiniz ne, onu bir anlayamadım ki ben...

Medyanın dayattığı hayat tarzına tepki göstermek öyle popülerleşti ki, artık o naif tepkisellik bile kurumsallaştığından adeta bir "karşı devrimcilikle" mücadele etmek zorunda kalıyor. Neo-Con örgütlenmeler iktidarları bir bir ele geçirirken, mecburiyetten bir "neo anarchy" düzeninin oluşturulması kaçınılmaz oluyor. Ama "örgütsüz toplum" bilinçlendikçe ister istemez örgütleniyor ve anarşist kanaat önerlerinin "demagog evangelistlerden" farkı olmamaya başlıyor.

Kısaca özetlersek; muhalifler öyle iyi örgütlenmeye başladılar ki, artık "muktedirlermişcesine" rahatsızlık veriyorlar ortalama insanlara...

Ama tüm bunlar olurken, yurt genelinde ve okyanusun öte tarafında iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini Illimunati'nin şeytani emellerine alet ediyor. Ve fakat, memleket entelejansiyasında genç yaşında ölen şarkıcıların trajedisine üzülenlere "Şehitlere üzülsene gevurun esrarkeşine üzüleceğine" diye tepki göstermek insani olarak görülürken; benzerleri gibi ucuz işgücü ve sendikal hakların alaşağı edildiği köle düzeni çalışma koşullarını sağlayan ülkelerdeki tapon/fason üreticilere 50$'a ürettiği telefonları 1000$'a satan kapitalist amcalar bir anda "Hayatımızı değiştiren insan" olarak göklere çıkartılıyorlar.

Sermaye düşmanlığı yapmayalım. Kirleri pislikleri kazımaya başlasak, sendikasız/sigortasız işçi çalıştıran mahalle fırını da masum değil; Apple gibi bir firmanın Foxconn üzerinden trilyonlarca kar sağlamasına yol açan piyasa dinamiklerini de Steve Jobbs icat etmedi. Ama "Kör ölür badem gözlü olur" misali, konu hakkında bilgi sahibi olan olmayan herkesin, en nihayetinde de Türk Devleti'nin tüzel kişiliğini temsil etme görevini üslenmiş en üstdüzey kişi olma sıfatıyla Cumhurbaşkanı'nın methiyeler düzmesi de azıcık "eğreti duruyor" sanki... { by Abdullah Gül via Twitter }

Amerika'nın en kurnaz tüccarlarından birisini "Steve Reyiz" yapmanın alemi de yok; adamı "Deccal" ilan etmenin de kimseye faydası yok. Bir orta yol hiç mi bulunmaz bu memlekette?

05 Ekim 2011

Kendimden alıntılar #3

- Sosyal medya çok tartışmalı bir olgu. Sektörün piri elbette facebook, ama onun da kendi kendisinin ipini çektiğini görecek kadar ilerlediğine göre, sosyal medya çoktan sıfırı tüketmiş demektir. İnternette sadece okuyucu olmadığımız günlerin tarihi 15-20 yıl geriye gidiyor, facebook'un ise daha 10 yıl bile olmadı. Bu hızlı tükenme neden acaba? (Kesinlikle google+ ile bir alakası var...)

- Şikede son durum ne? Allah aşkına biri söylesin, şikede son durum ne? Ne güzel gümbürtüye getirdiniz mevzuyu; en son kulüplerin tamamına yakını "Şikede ligden düşme kaldırılsın" dedi, nefis oldu ortam. Her işimiz yalan!

- Taşrada kitap bulmak cidden zormuş. Bu yaşımdan sonra yüksek lisansa başladım ama kitap sıkıntısı çekiyorum. Kütüphaneler kısmen yardımcı oluyor ama onların patladığı yerde internet tedarikçilerinden satın almam gerekiyor. O konuda da teslimat sıkıntısı yaşanıyor. Taşrada kitap arayanlara Allah kolaylık versin.

- İnciSözlük'ü seviyoruz sevmesine de, İnsanlığa Lanet olmamış. Türkçe'ye hiç hakim değilmiş kitabı kaleme alanlar ama 6.45'in bu durumda redaksiyon/editoryal işinde özenli çalışması gerekmez miydi? (İsimler üzerinden eleştirmek istemiyorum; iyi editlenmemiş diye editöre kabahat yüklemek değil niyetim. Bilakis, hiç editlenmemiş ki... Bağlaç ve eklerin yazımları bile yanlış... Sana puanım 6 kanka, o da kanka değil de panpa kontenjanında zaten...)

şiirket #8

umutsuzluğum
yaşadıklarımdan değil
isteyip de yaşayamadıklarımdan
ve bir de can sıkıntısının
kuruntusundan

5 Ekim 2011