O kadar çok görsel çeşitlilk türedi ki, kimse yaptığının görsel olarak tatminkar olmadığının da farkında aslında.
Televizyonlar bir dönem dünyanın en büyük eğlencei oldu. Halen de bu özelliklerini sürdürüyorlar. Ancak internet yarışta öne geçmeye başladı bile.
İnternet teknolojisi hem alıcı hem de verici olmamıza müsade ediyor. Bu sayede önce web siteleri devamında bloglar ile başlayan, işin "kendisi ifade etme" kısmı giderek mp3 shoutcast, podcast ve skypecast sistemlerine dönüştü. YouTube sayesinde de videocast ile tanıştık.
Tüm bunlar size de biraz korkutucu gelmiyor mu? Sürekli gelişen teknolojiler vasıtasıyla ürünler fiyatları giderek düşüyor. Her eve bilgisayar girmeye başlıyor. Bilgisayar alana web-cam ücretsiz veriliyor. Böylelikle her evde hem alıcı hem de verici olan bir teknolojik alet kendisine yer buluyor...
Bir kaç defa tekrarladım, yine tekrarlayayım mı? "Hem alıcı hem verici..." Bu tıpkı... Evet bu tıpkı, George Orwell'ın 1984 'ündeki hem alıcı hem verici tele ekran konseptine benzemiyor mu?
İnternet henüz "big brother watches you" diyecek kadar gelişmedi elbette. Komplo kurmaya gerek. Ancak günün birinde o noktaya ulaşbileceğini iddia etmek de bence artık hayal değil.
Yeni çağın eğlence kültürüne hepiniz hoş geldiniz o halde


Düşmanca fikirlerin başlamasının kronolojisi tutulamaz; bu konuda bize verilen en güvenilir kaynağın, ilk insan Adem'in oğulları arasındaki kıskançlık cinayeti olması bunun ispatıdır: Varlığına dair kanıtlar sadece kutsal kitaplardan bulunduğu gibi, Adem, Habil, Kabil gibi isimlerin de "metafor" olarak kullanıldığına ilişkin teolojik çalışmalara da raslamak mümkündür.
Gerçekten öyle mi pekiyi? Yani Hammurabi mi yoksa Tayyip mi daha çok yoruluyor?
Bakınız bunlar, bu ismi geçenler, Dünya'nın en zor zamanlarında, bir çok imkansızlıklar ve buhranlar içindeki toplulukarın başına geçmiş ve neticede pek bir ilerleme de yapamamış devlet adamları. Bu isimlerin hiç birisi, İnönü bile, damgasını vurduğu bir icraatıyla günümüze ışık tutmaktan uzaktır. Gerçi yılların deneyimi ve tecrübesiyle aldıkları kararlardaki yüksek basireti ancak on yıllar sonra anlayabiliyoruz, ancak buna rağmen sanki onlar değil de başka tecrübeli insanlar olsaymış da bu işler yürürmüş gibi görünmektedir tarih perspektifinden...