02 Şubat 2026

Kendi hayatına yayınlanmaya değer bir etkinlikmiş gibi yaklaşmak...


İnsanlar gerçekten çok şaşırtıcı varlıklar, bana öyle geliyor en azından!

Bir insana dair, onun kendisinin anlatabileceği her şeyi 1-2 saatlik bir sohbette dinleyip tüketebilirsiniz. Fakat yüz yıllık bir dostluk sürseniz yine de hiç duymadığınız bir şeyi ondan duymayı umamabilirsiniz.

Üretim ilişkileri, bir insanı özgün doğasından ayıran en belirleyici güç. İnsanı değiştiren en büyük güç. Marx'ın yabancılaşma diyerek anlatmak istediği şey bu. İnsan da aslında doğadaki diğer organik varlıklardan çok ayrışmayan özelliklere sahip. Hayatta kalmak, üremek ve bütünlüğünü korumak istiyor. Ve bu döngüyü bozan en çarpıcı güç da üretim.

Bakın, son 5 milyar yıllık sürede, sadece 5-6 bin senedir "meslek" diye bir şey var hayatımızda... Ve bu mesleklerin de "mavi-beyaz" yakalarına göre ayrışıp gruplandırılmasının tarihi de 150 yılın biraz üstünde. Buna rağmen günümüzde insanı tanımlayan en belirgin özelliği "mesleği" ve bu durumu kimse garipsemiyor.

İnsanları, sosyal medyada hayatlarının çok özel detaylarını paylaşmaya iten de bu yabancılaşma. İnsan "mesleğinden öte" bir şey olduğunu haykırmak istiyor. Hobilerini yaparken falan çekilmiş fotoğrafları kamusal biçimde paylaşarak "sadece bir muhasebeci" olmadığını kanıtlamak istiyor adeta.

Ama buna direnmek neden? Son yılların en başarılı sosyal medya uygulaması neden LinkedIn? Çünkü paradigmayı tersine çevirdi. LinkedIn insanların "sadece mesleğiyle var olduğu" hatta mesleklerini birazcık da amplifike ettikleri bir mecra ve bu işe yarıyor. Bir açlığı doyuruyor. Bir ihtiyacı gideriyor.

Metrobüste sıra bekleyerek işine gitmeye çalışan insanın, işinin önemli olduğuna kendisini inandırmasını sağlıyor. İşe yarıyor. LinkedIn'de yazılı cafcaflı iş tanımları, aslında gerçekte o iş tanımlarından çok başka bir şey olduğu için yaşadığı yabancılaşmayı sessizleştirmesini sağlıyor.

İnsanlar kariyerlerine, yayınlanmaya değer bir etkinlikmiş gibi davranabiliyor. Ve bu diğer sosyal medyadan daha mantıklı bir zemine oturuyor.

Balık tutmaya giden Osman --- Bana ne?
Müşteri ziyaretine giden Osman --- Aferin, çocuk vergi borcunu çıkarmaya çalışıyor!

Hayatlarımıza da yayınlanmaya değer bir etkinlikmiş gibi yaklaşmak yerine... gerçekten de yayınlanmaya değer bir etkinlik haline getirmeye çalışsak ya onlar... Çünkü kariyerlerimiz gerçekten de öyleler, ama hayatlarımız değil...

Bunu Okumadan Geçmeyin

Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma

Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...

Blogun Kare Ası