01 Ekim 2010
Korku Cumhuriyeti'nde yeni bir gün
Dün Vimeo.com da kapanınca, uzun bir süredir sansür üzerine bir şeyler yazmamış olduğumu fark ettim. Kanıksadığımdan mı yoksa Google Public DNS sayesinde mi oldu bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum; iktidarın dünya görüşüne eklemlenmek isteyen bürokratların da "Yasanın etrafından dolaşarız" dediği, bürokrata gelene kadar Başbakan'ın kendisinin "Ben yasaklı sitelere giriyorum, siz de girin!" dediği bir ortamda, internet sansürünü engellemek için yasal olan DNS gibi seçeneklere yönelmenin "Olağan" karşılanması, Korku İmparatorluğu'nun (pardon, yeni anayasayla demokrasimiz pekişmişti sahi... Korku Cumhuriyeti'nin) çoktan muktedir olduğunu ilan ettiğini ispatladı bana...
Baksanıza, güçleri daha Fırat Haber Ajansı'nı kapamaya yetmiyor, ama Şırnak'ta "Terörü bitireceğiz" diyorlar... Vimeo kapatarak bitirecekler herhalde... (Allahım ben de yaptım... Yılmaz Özdil gibi, konuyu bağlamından çıkararak, alakasız konular aracılığıyla iktidarı eleştirdim... Hürriyet'te bir köşe de bana ehuaehuaheua)
21 Ocak 2010
Görmezden gelmediğini iddia edenler elime mum diksin

Çocukken söylenen tekerlemeden esinlendim başlığı atarken. Okulun bahçesinde, arkadaşları arasında ağırlığı olan birileri çıkıp "Falanca oyunu oynayan elime mum diksin" derdi. Kulak kesilirdim; hızlı koşmayı gerektirmeyen bir oyunsa ben de parmağımı sokuverirdim o avuca.
25 Aralık 2009
Korkmayın, ipliğinizi pazara çıkaracak değilim
Geçen yıl bu zamanlar, eğlenerek tuttuğum blog beni tatmin etmeyince, yazmaya özenen bir kaplumbağa olarak çocukluk hayalimin peşinden koşup gazeteci olmaya heveslenmiştim.
Kabul ediyorum, "Saf" kelimesinin sınırlarını zorlayan bir yaklaşım.
Kol kırılır yen içinde kalır, kalp kırılır ten içinde kalır. Heves kırıldığında ne olur peki? Ya da şöyle sorayım, hayata tutunmak için bir dalı olmayan ama ağaçlar arasında gezinerek yaşayan benim gibi biri için, "Don't hate the game, hate the gamer" tesellisi yeterli olur mu?
Neticede bunların pisliklerini ifşa etmek gibi görevim yok değil mi? Kim kimin arkasından neler söyledi, yüz yüze gelince nasıl ağız değiştirdi ben biliyorum. Kendileri de biliyor. Onlar bununla yaşayadursun, bu benim tam da "İnsan içine girersen boka dönersin" dediğim durumun yansıması olarak abidevi bir varlık teşkil ediyor.
Oysa her durumdan haberdar olması gerekenler bu çarpık yapıdan haberdar olamıyor. Onlar için kavgalar bile süslenerek "hizmet sırasında nöbet değişimi" gibi süsleniyor. Dahası, kavganın odağındakiler de dakika bir gol bir, gol atana sahip çıkmasınlar mı? Üstelik pirüpak temiz olan, üstünden pislik akanı tutup en az kirli olana tercih ediyor.
Neden? Çünkü gösteri devam etmeli.
Merak etmeyin, siz kırk kişisiniz, biz de sizi biliriz. Sırlarınız ifşa edilecek diye de korkmayın, ben yazsam kimse inanmaz zaten.
Ama siz aynaya nasıl bakacaksınız, onun vicdan muhasebesine başlasanız iyi olur!
Not: Yazıda kullanılan gazete görseli, Sakarya Gündem internet sitesinden alınmıştır. Çekenden Allah razı olsun, hakkını helal etsin...
30 Kasım 2009
Kötü gidişin sorumlusu benim!
02 Kasım 2009
Ben yazmaktan bıktım Telekom kesmekten bıkmadı arkadaş!
Aslında kesme yok, ama “Telekom bağlayamamaktan…” yazsaydım vurucu bir başlık olmayacaktı. Ne yapalım, Hürriyet okuya okuya (ya da adını koyalım, zorla Hürriyet okutula okutula; çünkü Hürriyet şaşırtıcı derecede yüksek tiraj elde ettikçe bütün gazeteler onu taklit ediyor), Hürriyet manşetlerine benzer blogpostlar yazmaya başladık.
Neyse sevgili okurlar, gerçi pek okumuyorsunuz ya artık, okuyacak olsanız bile materyal bulamama sıkıntınız devam ediyordur. Zira daha önce defalarca yazdığım, artık yazmaktan yorulduğum üzere, limoni bağlantım fasılalarla kurulabiliyor. Bir gün var, iki gün yok, üç gün yarı performans, sonra bir gün neredeyse 8Mbit, sonra bir gün yine yok… Ne yapalım, “Burası Türkiye” demeye alışmışız artık.
Hizmet kalitesinde altyapı kusurlarından kaynaklanan aksaklıkları sözleşmeye “İstisnai durumlar” diye geçirmeyi iyi bilen TTNet, zamlar/aldatmacalı tarifeler/kampanya görünümlü pazarlama hileleri aracılığıyla abonelerinin faturalarına geçirmeyi de gayet iyi biliyor. İki yanlış bir doğru ediyor, sağolsun memleketi “Adeta pazarlamakla görevli” hükümetin üç otuz paraya ele sattığı Telekom, zenginleşmeye devam ediyor.
Ne yapalım?! Bloglardan afişe ede ede bir yere varılmıyor. Dilekçeler ve tüketici haklarını koruyan derneklere şikâyetlere cevap gelmiyor. İnanın, gerçi elimde pek bir şey de yoktu ama, bir dönem sahip olduğum medya gücünü yitirdiğime üzülüyorum. Gerçi defterleri kapatmak benim doğamda var, ama şu gazete defteri kapanmasaydı iki kelime de Telekom’a yazardım, içimde kalmazdı.
11 Ekim 2009
Korkuyu sansürle yalana dokunma
Adnan Hoca'nın manken kızları oral sekse zorladığı günleri unutmadık.Bu arkadaşın hiç olmazsa kendisini koruyacağı bir kancası var diye seviniyoruz.
Farmville kepazeliğini bir yana koyalım. Yazılı, görsel ve elektronik basında sansür olmazsa otosansür mekanizması çalışarak yazmayı imkansız hale getiriyor. Bununla birlikte MÜYAP fikri mülkiyet konusunda tartışma yaratan bir çıkışla çeşitli sitelere erişim yasağı uygulatabiliyor.
Daha önce de blogger, Digiturk'ün engellemesiyle kapatıldığı gün Felsefe Çukuru formatından vazgeçip mevcut ver der veremem formatına dönmüştüm... Yani sansürler benim en büyük hobimi de (Hadi yalan olmasın, en büyük ikinci hobimi de) doğrudan etkiliyor.
Şimdi, MÜYAP'ın engellemesini bir kenara bırakalım; mülkiyet hırsızlık mıdır bilemiyorum, dahası hırsızlıktan söz etmek için mülkiyetin varlığını kabul etmenin gerekip gerekmediğini de (Retorik olarak bile olsa) sormamayı tercih ediyorum şimdilik.
Adnan Hoca'nın meşhur yaradılış atlasını ve, darılmaca gücenmece yok, götünde iğnesi unutulmuş balık yemini "Evrimi çürüten fosil" diye yutturmaya çalışmasını muhakkak biliyorsunuzdur.
Erişim engelleme, sansür uygulama, topluluklar üzerinde "Psikolojik mühendislik" (tanımı da uydurdum iyi mi) çalışmaları yürütme gibi faaliyetlerde bulunanlar şunu da göz önüne alamazlar mı?
İçeriğindeki tek bir materyalden ötürü bütün bir internet servisine yasaklama getirenler, diğer tüm bilgileri doğru olsa, en azından o kanca götlü balık yeminin sayfasına bir yasaklama getiremezler mi?
En azından vicdanımız rahatlar...
05 Ekim 2009
Sansürledim hala öküzüm
Sansürün korku yüzünden olduğundan o kadar emindim ki, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın Farmville'i yasaklaması haberine sadece sessiz kalabiliyorum.
Selçuk Erdem'in bir karikatürü var, tam olarak bu "Öküzüm" durumuna ilişkin, hatta başlığı o karikatürden esinlenerek tashih ettim. İnternette karikatürü bulursam ekleyeceğim, şimdilik bu karikatür de bence derdimi anlatmaya yetiyor.
01 Temmuz 2009
okuyucu yorumlarına katkı
internet sitelerindeki okuyucu yorumlarına çok gülerim. youtube'da alakalı alakasız, her videonun altında türkçe küfür bulmak mümkün... mankenlerin foto galerilerinin altına "tanışa bilirmiyiz?" (türkçe bilgileri de bu kadar çünkü... yanlış ayırmışsın salak!!) yazanlara da rasladık...
Bunu Okumadan Geçmeyin
Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...
Blogun Kare Ası
-
D-Smart hafta içi her akşam House M.D. 'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. U...
-
Kadınların paylaşacak daha çok materyali var. Popodur, efenime söyliyim genital bölgedir, herkeste var. Bir çift meme de Allah'a şükür b...
-
Bu ne sıcak lan? Olm bak adamın akılını başından alır, mübalasız söylüyorum götümden ter akıyor. Evet götümden! Arkama yaslanıp film seyrede...
-
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...

