- Bana karşı mı yaptın bu işi?
- Ne kadar saldırgan bir soru. Bunu düşünmene sebep olmak bile şaşırtıyor beni. Bazen dile getirilmemiş sözler vermez miyiz birbirimize? Ben de, daha en başında, seninle aynı tarafta olacağıma söz vermiştim.
- Ama bunu hatırlatman kadar saldırgan değildi benim sana o soruyu sormam!
- Belki de haklısındır; belki seni çepeçevre sarıp kuşatan, mevcudiyetini tahakküme alan bir cevap oldu.
- Bir cevap vermedin ki bana. Benim sana saldırdığımı düşünürek misilleme yaptın sadece!
- Olabilir; ilk günden itibaren birbirimize azar azar incitiyor, azar azar yıpratıyor bile olabiliriz. Ama bu, ikimizin de taraf değiştirebileceği anlamına gelmez, gelmemeli.
- Taraftan söz etmek ne kadar da yersiz. Üstelik sana taraf değiştirdiğini kastetmeksizin sormuştum, bana karşı olup olmadığını.
- Nasıl olabilirim? Nasıl sana karşı olabilirim? Ben seninle aynı tarafta olmaktan işte bunun için söz ettim! Bir seromoni, bir tören edasıyla olmak zorunda değil her şey, ama bir şekilde, asla sana karşı olamayacağım anlamına gelmeli seni sevmem.
- Peki beni üzeceğini bile bile, benim hayattaki durumuma karşı olan bir tutum içine girmenin; taraf değiştirmekten başka ne anlamı olabilir?
- Sana olan sevgimden şüphe edemeyeceğime göre... Olsa olsa, kendime sadakattir bu!
- Sevmekten söz eden birisi için sadakatini sevdiğine değil de kendine gösteren, bencil bir tavır takınmanın arkasındaki çelişkiyi sadece ben mi görüyorum acaba?
- Asla, sana "karşı" tavır almadığımı kabul etmeye istekliysen, şunu da aklından çıkarma: Kendime olan sadakatimi örselediğim müddetçe bir başkasına da sadık olmaya devam edemem! Sırf seni sevdiğim, sırf senden tarafa olduğum ve sırf sana sadık kalabilmeyi istediğim için... Sadece bu niyetle, kendime sadık kaldım işte.
- Sadece söz bunlar; fedakarlık içermeyen bir sevginin içindeki sadakatin mahiyetinden şüphe etmekte haksız değilim.
- Bir şüphen varsa eğer, ve bu şüphen sadakattense, yaptığımın tam tersini yapsaydım olabilecekleri düşün önce. İpimi ondan sonra çek.
- Niyetim ipini çekmek olsaydı, inan bana, sadakatinden de sevginden de söz etmene müsade etmezdim. Ama kendi kendisiyle bu kadar dolu olan birinin sevgisini yüklenmenin erdemini de sorguluyorum artık sayende...
- Ne mutlu bana, sevginin bir başka türünü gösterebildim sana. Ve ne mutlu sana, acı çekerek de sevebilmeyi tecrübe ettin sen de.
- Bu tecrübe bir "sevmeye" mâl olsa bile mi?
- Pişman mısın yani beni sevdiğine?
- Belki, bana karşı daha özverili olmadığın için pişmanımdır.
- Yani sevgimize, "benim yapmadığımı" düşündüğün bir şeyden pişmanlık duyduğun için mi şüpheyle bakıyorsun?
- Kendi yaptığım bir şeyden pişmanlık duymaktan daha iyidir; senin yapmadığın bir şeyden pişmanlık duymak!
devam edecek...
oğlanla kız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oğlanla kız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Şubat 2015
06 Ekim 2010
Oğlanla kız
o Bu en iyisi mi; yapabileceklerin bu kadar mı benim için?
^ Asla emin olamıyorsun değil mi hayatı hak ettiğine... Asla rahat yüzü göstermeyeceksin kendine! Her zaman daha iyisi olabileceğini, daha mükemmelini yapabileceğini düşünüyorsun. Benden de bunu beklemen herkesten önce kendine haksızlık değil mi?
o Hak yok, hukuk yok bizim aramızda. Fedakarlık var belki ama şu anın duygularıyla yetinebileceğini sanan sadece sensin, ben değil. Beniyse geçmişin hayaletleri ve geleceğin belirsizlikleri kovalıyor.
^ Oysa ben ölüme gidiyorum değil mi? Geleceğinde yer almam şüpheli. Sağ kalsam bile senin gözünde öleceğim. Gideceğim, ve döndüğümde sen olmayacaksın.
o Neden bizim de eski zaman aşıkları gibi sevişebileceğimizi sanıyorsun, sana bunu düşündüren ne? İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzer, biz de bu zamanın aşıklarıyız. Seni en popüler biçimde seviyorum; twitter mesajlarıyla, SMS'lerle, Facebook'ta fotoğraf paylaşmakla; senin yerine kredi kartını ödeyip faiz işletmemekle, festivale bilet almak için simit ayrana talim ettiğimiz bir haftasonu gününde, ardına kadar açık camın önünde birbirimizi okşayıp sevişmekle... Seni bunlarla seviyorum.
^ Ama ben, bunların hepsini sevdiğim halde, seni sevmek için bunları aracı olarak kullanmaya, bunlara bahane olarak ileri sürmeye ihtiyaç duymadığım için birden silinebilir, üstü çizilebilir, unutulabilir oluyorum.
o Bu değil, seninle benim aramdaki ilişki silmek, üst çizmek ve unutmakla ifade edilemez. Ama biz aynı cephede savaşacak askerler de değiliz ne yazık ki...
^ Beni cepheden cepheye salman neden öyleyse... Hangi cepheye aidim ben. Atletik değilim, girişken değilim, romantik değilim, zeki değilim, hazır cevap değilim, buyurgan ya da yaratıcı da değilim. Beni yanında neden tutuyorsun başında beri. Sırf aşığım diye mi?
o Bana iftira atma! Belki ben de aşığımdır sana!
^ Seven sevdiğini gönderir mi hiç. Git der mi gitmesini istese bile. Onu kendi teninden mahrum bırakır mı, kalmak istiyorsa sevdiği.
o Git, seni sevdiğim için git. Tenimi unut, sana aşık olduğum için. Beni isteme, benim yanımda kalma, çünkü beni bunların hepsinden daha çok sevdiğini biliyorum.
^ Ne olmamızdan korkuyorsun da kovuyorsun beni?
o Birbirimize alışmamızdan!
^ ...
^ Asla emin olamıyorsun değil mi hayatı hak ettiğine... Asla rahat yüzü göstermeyeceksin kendine! Her zaman daha iyisi olabileceğini, daha mükemmelini yapabileceğini düşünüyorsun. Benden de bunu beklemen herkesten önce kendine haksızlık değil mi?
o Hak yok, hukuk yok bizim aramızda. Fedakarlık var belki ama şu anın duygularıyla yetinebileceğini sanan sadece sensin, ben değil. Beniyse geçmişin hayaletleri ve geleceğin belirsizlikleri kovalıyor.
^ Oysa ben ölüme gidiyorum değil mi? Geleceğinde yer almam şüpheli. Sağ kalsam bile senin gözünde öleceğim. Gideceğim, ve döndüğümde sen olmayacaksın.
o Neden bizim de eski zaman aşıkları gibi sevişebileceğimizi sanıyorsun, sana bunu düşündüren ne? İnsanlar babalarından çok zamanlarına benzer, biz de bu zamanın aşıklarıyız. Seni en popüler biçimde seviyorum; twitter mesajlarıyla, SMS'lerle, Facebook'ta fotoğraf paylaşmakla; senin yerine kredi kartını ödeyip faiz işletmemekle, festivale bilet almak için simit ayrana talim ettiğimiz bir haftasonu gününde, ardına kadar açık camın önünde birbirimizi okşayıp sevişmekle... Seni bunlarla seviyorum.
^ Ama ben, bunların hepsini sevdiğim halde, seni sevmek için bunları aracı olarak kullanmaya, bunlara bahane olarak ileri sürmeye ihtiyaç duymadığım için birden silinebilir, üstü çizilebilir, unutulabilir oluyorum.
o Bu değil, seninle benim aramdaki ilişki silmek, üst çizmek ve unutmakla ifade edilemez. Ama biz aynı cephede savaşacak askerler de değiliz ne yazık ki...
^ Beni cepheden cepheye salman neden öyleyse... Hangi cepheye aidim ben. Atletik değilim, girişken değilim, romantik değilim, zeki değilim, hazır cevap değilim, buyurgan ya da yaratıcı da değilim. Beni yanında neden tutuyorsun başında beri. Sırf aşığım diye mi?
o Bana iftira atma! Belki ben de aşığımdır sana!
^ Seven sevdiğini gönderir mi hiç. Git der mi gitmesini istese bile. Onu kendi teninden mahrum bırakır mı, kalmak istiyorsa sevdiği.
o Git, seni sevdiğim için git. Tenimi unut, sana aşık olduğum için. Beni isteme, benim yanımda kalma, çünkü beni bunların hepsinden daha çok sevdiğini biliyorum.
^ Ne olmamızdan korkuyorsun da kovuyorsun beni?
o Birbirimize alışmamızdan!
^ ...
30 Eylül 2010
Oğlanla kız
- Haksızlık bu, senin beni sevdiğini söylemen haksızlık!
- Neden haksızlık olsun? Sen de beni sevmiyor musun?
- Ama iş sevmek olduğunda sen arsızsın! Çok seviyorsun sen, her şeyi, herkesi seviyorsun. Sevginin bu kadarı mümkün değil, samimiyetsiz!
- Beni samimiyetsiz olmakla mı suçluyorsun yani? Gerçekten sevmiyor muyum seni?
- Sen sevgi denen duyguyu diğer duygularından ayıramıyorsun belki de... Herhangi bir duygu senin için sevgi oluyor.
- Ama neden öyle olsun. Gerçekten seviyor, sevmeyi istiyor olamaz mıyım? Ya da seni de seviyor olmam çok mu imkansız?
- Öyle değil. Hayatına baksana: Seni seven bir ailen, arkadaşların, akrabaların var... Sana hayran olan yüzlerce insan var, komşuların bile seviyor seni. Hele köpeklerin! Nefret ediyorum o köpeklerin bile seni sevmesinden. Onlar köpek, sadece sadakati bilmeleri gerek ama seni seviyorlar! Haksızlık bu, çünkü ben hayatımda bu kadar sevgiyi hiç görmedim. Buna rağmen seni seviyorum! Şimdi sen beni sevdiğini söyleyince kendimi nasıl hissetmeliyim, sevgiye doymuş birinin beni sevmesine nasıl sevineyim?
- Tamamen yanılıyorsun. Ailem, arkadaşlarım, köpeklerim... Hepsi beni seviyor, ben de onları seviyorum. Ama sen... Sen beni sevmesen de ben seni seviyorum. Çünkü o kadar gereksiz ve vıcık vıcık olmuş sevginin içinde, ben aslında seni sevmeye muhtacım. Sevgiye açlığım hiç bitmediği için herkesi ve her şeyi sevdim ama yine de doymadım. Oysa bir tek seni sevmek tatmin ediyor beni.
- ...
- Buna rağmen çekip gidecek ve beni sevsen bile sevgimi kabul etmeyeceksen sen bilirsin.
- Saçma bu, söylediklerin gerçek olamaz. Bunlar da samimiyetsiz. Sadece güzel konuşuyorsun ama samimiyeti hissettirmiyorsun.
- Olabilir, belki de haklısındır. Belki ben sevgi arsızıyımdır, belki sevgi şımarığıyımdır. Yine de bütün bütün samimiyetsiz olduğumu göstermez ki bu?
- Sen... Sen hayatta her şeyi bırakıp gittin. Hiç bir işte 4 aydan uzun çalışmadın. İlk zorlukla karşılaştığında hobilerine bile sırt çevirdin. Sanatından, müziğinden ve yazarlığından da vazgeçtin, sırf tatmin olamıyorsun diye. Benden de vazgeçmeyeceğini nereden bileceğim.
- Bilemeyeceksin. Ve bana hiç bir zaman güvenemeyeceksin.
- Bu şartlar altında seninle nasıl beraber olurum.
- Ama bu şartlar herkes için geçerli, sadece benim için değil. Herkes daima yanında olup seni seveceğini taahüt ederek bir ilişkiye başlar. Oysa çoğu zaman, konu sevmek olduğunda, herkes kolay kolay sevgisine sahip çıktığını geçmiş tecrübeleriyle ispatlayamaz. Eski sevgilerden referans bulamaz kendisine... Ama benim öyle güçlü bir sevgi geçmişim var ki, bana güvenmiyorsan bile ona güvenmelisin.
- Bırakıp gitmemene, sevmekten vazgeçmemene yeterli midir daha önce sevdiklerin?
- Değildir. Ama başka kim sana bu kadar çok sevgi vaat edip, "Sevdiklerim seveceklerimin teminatıdır" diyebilir.
- ...
- Yine de gidiyorsan, durma. Çünkü kararsızlığın sevgimi değil ama hayranlığımı azaltıyor sana.
Not: Devamı gelebilir...
- Neden haksızlık olsun? Sen de beni sevmiyor musun?
- Ama iş sevmek olduğunda sen arsızsın! Çok seviyorsun sen, her şeyi, herkesi seviyorsun. Sevginin bu kadarı mümkün değil, samimiyetsiz!
- Beni samimiyetsiz olmakla mı suçluyorsun yani? Gerçekten sevmiyor muyum seni?
- Sen sevgi denen duyguyu diğer duygularından ayıramıyorsun belki de... Herhangi bir duygu senin için sevgi oluyor.
- Ama neden öyle olsun. Gerçekten seviyor, sevmeyi istiyor olamaz mıyım? Ya da seni de seviyor olmam çok mu imkansız?
- Öyle değil. Hayatına baksana: Seni seven bir ailen, arkadaşların, akrabaların var... Sana hayran olan yüzlerce insan var, komşuların bile seviyor seni. Hele köpeklerin! Nefret ediyorum o köpeklerin bile seni sevmesinden. Onlar köpek, sadece sadakati bilmeleri gerek ama seni seviyorlar! Haksızlık bu, çünkü ben hayatımda bu kadar sevgiyi hiç görmedim. Buna rağmen seni seviyorum! Şimdi sen beni sevdiğini söyleyince kendimi nasıl hissetmeliyim, sevgiye doymuş birinin beni sevmesine nasıl sevineyim?
- Tamamen yanılıyorsun. Ailem, arkadaşlarım, köpeklerim... Hepsi beni seviyor, ben de onları seviyorum. Ama sen... Sen beni sevmesen de ben seni seviyorum. Çünkü o kadar gereksiz ve vıcık vıcık olmuş sevginin içinde, ben aslında seni sevmeye muhtacım. Sevgiye açlığım hiç bitmediği için herkesi ve her şeyi sevdim ama yine de doymadım. Oysa bir tek seni sevmek tatmin ediyor beni.
- ...
- Buna rağmen çekip gidecek ve beni sevsen bile sevgimi kabul etmeyeceksen sen bilirsin.
- Saçma bu, söylediklerin gerçek olamaz. Bunlar da samimiyetsiz. Sadece güzel konuşuyorsun ama samimiyeti hissettirmiyorsun.
- Olabilir, belki de haklısındır. Belki ben sevgi arsızıyımdır, belki sevgi şımarığıyımdır. Yine de bütün bütün samimiyetsiz olduğumu göstermez ki bu?
- Sen... Sen hayatta her şeyi bırakıp gittin. Hiç bir işte 4 aydan uzun çalışmadın. İlk zorlukla karşılaştığında hobilerine bile sırt çevirdin. Sanatından, müziğinden ve yazarlığından da vazgeçtin, sırf tatmin olamıyorsun diye. Benden de vazgeçmeyeceğini nereden bileceğim.
- Bilemeyeceksin. Ve bana hiç bir zaman güvenemeyeceksin.
- Bu şartlar altında seninle nasıl beraber olurum.
- Ama bu şartlar herkes için geçerli, sadece benim için değil. Herkes daima yanında olup seni seveceğini taahüt ederek bir ilişkiye başlar. Oysa çoğu zaman, konu sevmek olduğunda, herkes kolay kolay sevgisine sahip çıktığını geçmiş tecrübeleriyle ispatlayamaz. Eski sevgilerden referans bulamaz kendisine... Ama benim öyle güçlü bir sevgi geçmişim var ki, bana güvenmiyorsan bile ona güvenmelisin.
- Bırakıp gitmemene, sevmekten vazgeçmemene yeterli midir daha önce sevdiklerin?
- Değildir. Ama başka kim sana bu kadar çok sevgi vaat edip, "Sevdiklerim seveceklerimin teminatıdır" diyebilir.
- ...
- Yine de gidiyorsan, durma. Çünkü kararsızlığın sevgimi değil ama hayranlığımı azaltıyor sana.
Not: Devamı gelebilir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bunu Okumadan Geçmeyin
Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...
Blogun Kare Ası
-
D-Smart hafta içi her akşam House M.D. 'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. U...
-
Kadınların paylaşacak daha çok materyali var. Popodur, efenime söyliyim genital bölgedir, herkeste var. Bir çift meme de Allah'a şükür b...
-
Bu ne sıcak lan? Olm bak adamın akılını başından alır, mübalasız söylüyorum götümden ter akıyor. Evet götümden! Arkama yaslanıp film seyrede...
-
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...


