şiirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2014

Şiirket: Çocuk Bayramı

Bugün şehir meydanında
Meclisin açılış yıl dönümünün
Çocuklara armağan edilmesinin önemini anlatıyorlardı
Kalabalık alkışlıyordu
Ve o kalabalığın içinde
Yırtık pırtık ve kir içindeki giysileriyle
Üstelik yüzü gözü çamur içindeki bir çocuk da simit satmaya çalışıyordu

Gerçekten çok önemliydi onun için de çocuk bayramı
Ama onu kimse alkışlamıyordu...

Resim: Şükriye Göçer - Simitçi Çocuklar

27 Mart 2014

Kapa kapa kapa kapa kapa kapa kapa

Elimizde olmayan sebeplerden ötürü
Twitter'dan sonra,
Youtube'a da
dns/vpn ile giriyoruz.

Allah razı olsun Tayyip Erdoğan'dan
bütün memleketi
bilgisayar uzmanı yaptı!

Her hafta
en az üç
dns ayarı değiştiriyoruz...

Notlar:
Görseldeki söz, Incubus'un Warning adlı şarkısından... Tabi bir video linki de vermek isterdim ama, Youtube ülkemizde karlı çektiğinden mütevellit... Bu arada şarkı sözünü de acizane tercüme etmeye çalışayım; "Bence/kendimizi sevmeyi/öğrenmeliyiz hepimiz/yasaklanmadan önce..."

05 Ekim 2011

şiirket #8

umutsuzluğum
yaşadıklarımdan değil
isteyip de yaşayamadıklarımdan
ve bir de can sıkıntısının
kuruntusundan

5 Ekim 2011

08 Kasım 2010

Üçüncü kefe

Küçük hayal kırıklıkları verip
Büyük ümitsizlikler aldığım
Adaletsiz bir pazarlığı
"İnsanlık görevim" diye adlandıracaksam

Nihayet, ölüm korkusu
Eksik de olsa 'sağ kalma' isteğine
Hiç haber vermeden
Galip gelecekse

Bir kefede başarısızlıklarım
Bir kefede kifayetsizliklerim
Bu şekilde kurulmuş düzende
Vasıflarıma kalmıyorsa 'üçüncü kefe'

Bunlar yetmezmiş gibi bir de
İstediğim hiçbir şey olmadığı için
Hayallerimin peşinden de koşamayacaksam
Mecburi esaretin sonunda

Kursağımda bir lokmayla yaşamaktan
Daha fazlasını düşlemekten bile
Her geçen gün daha fazla ürküp
Kendi sessizliğime çekilince

Biri belki hatırlar da bakar
Ne zaman geleceğini bilmediğim
Gözyaşlı cenaze günümde
O 'üçüncü kefe'ye

09 Nisan 2010

Olacağı varsa da olmayacak

Sesim duyulur zihninin ardında bir yerdeysem,
Kafası kalkmayan bir cesetin son nefesindeysem
Yalnız kalınca hatırla beni, sersem!
Esaret bu saate baki kalacak!

Olacağı varsa da olmayacak!
Bahar güneşiyle tenim aydınlanacak.
Senin eserindir bu esriklik ancak,
Bu ölümsüz esaretten hiç dirilmesem!

Yalnız kaldığınızda, düşünmeyi alışkanlık haline getirdiyseniz elbette, bazen mutlu olduğunuz zamanları düşünür ve o zamanlar daha mutlu olup olmadığınızın muhasebesini yaparsınız...

(Çünkü mutluluk her zaman daha azıyla yetinmeyi başarabileceğimiz, çünkü daha fazlasının mümkün olmadığını deneyimlerle öğrendiğimiz bir duygu durumudur, hepsi bu.)

Ve en mutsuz anınız gelip çattığında, ya da mutlu olmaktan bütün bütün umudu kestiğinizde... İşte o mutlu olduğunuz saate bir esaretle bağlı olduğunuzu anlayacaksınız.

16 Ocak 2010

Devrim twit'lenmeyecek

Herkes için daha fazla
ve daha iyi
ve daha hızlı
hürriyetin peşindeyken birileri...

Kimileri de statülerinin
ve ekmeklerinin
ve emeklerinin
peşindeydi.

Bir de adaletin peşinde olanlarla birlikte
sokağa çıktı diye sırf
bir gencecik kızcağızın ömrüne
kurşun giriverdi.

Şimdilerde
ekmekleri için
açlıktan ölmeye razı olanlar
kuzinede kızarmış ekmek gibi
finale oynuyorlar.

İşi insalara daha hızlı
daha iyi
ve daha fazla hürriyet sunmak olanlar da
bu devrimi twitter'a taşıyorlar (!)

Ödev:
1- http://www.herkesedahafazlahurriyet.com/default.aspx
2- http://www.youtube.com/watch?v=cNzRMVV2IuE
3- http://tr.wikipedia.org/wiki/Nida_Ağa-Sultan'ın ölümü

01 Ocak 2005

Mahmut'un Tavukları

Yemlerken kudururdu çağlayanlar dağlarda
Gökten inen bir bağırtı kaplardı köy yerini
Uzat elini ve bir sıkıntı dile yaradandan
Yetmiyorsa tavukların hastalıklı ibikleri

Bir dua gibi, ibadet gibiydi her sabah
Arkasından bağırarak bir kümes dolusu tavuğun
Atmacalar ve dağdan inen kurtlardan korumaktı
Peşinden koşmaktı gayesi Mahmut'un

Sonra üzerine titrediği o tavukların
Günü geldi vadesi doldu darılıktaki
Bir düğün yahut bayram sofrası kurulunca
Tavuklar da yerlerini aldı sofradaki

Sezar'ın hakkı

bıçağın bir yüzünde yürüyorum, ayaklarım kesiliyor
sızıları gökteki istirahatgâhında Zeus'un
ve en son haykırışımla uykusundan uyanıyor
yıldırımlar yolluyor, en üstünden Olimpos'un

bıçağın yürüdüğüm yüzü soğuk, ayaklarım kesik kesik
her adımımda delikler açılıyor tabanlarımda
elimde kapkara çamur, bir isyan yükseliyor dağın doruklarına
çamur damladıkça ayırdına varılıyor Telos'un


bıçağın her yüzü artık keskin, ayaklarımın sızıları aşkın
etrafımda bir sessizlik haresi benimle dans ediyor
eyleşmekte ruhum, Zeus'un yalnızlığıyl
abir kabe bulur Zeus da tavaf etmek zorundaysa


nihayet bıçaklar ardımda, ayaklarım her şeyin farkında
bıçaklar işte, şimdi sırtımda gümüş parlaması
bir saray ihanetinin oyununa geldi dostum da
bana en çok koyan, bıçağı Brütüs'ün sallaması

Bunu Okumadan Geçmeyin

Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma

Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...

Blogun Kare Ası