akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2017

Hayır

El ele tutuştuk, anayasanın ikinci turunu oynuyoruz oyluyoruz

Hepimizin söyleyecek çok şeyi var. Ama üslubumuz pek bir gayriinsaniydi herhalde, söylemeyi bir türlü beceremedik. Dramatik söylevler, tiradlar çekerek konuşanların sözleri dinlendi, gönüllerde yankılandı ama aslında hakikate uyup uymadığı düşünülmedi. Yüreklerin içini titrettiği ölçüde kıymet buldular, olgulara karşılık gelmeleriyle değil.

Böyle olunca gerçeğin, haklının ve doğrunun önemi örselendi. Hepsi romantik heyecanlara, duygulu söylevlere trampa edildi. Bu takasın veren tarfının, takas karşılığında kazandığı takdiri, teveccühü ve itibarı güce tahvil etmesi, şurası bir gerçek ki, siyaset biliminin konusunun pek dışındadır. Bu kitlesel "nesne-özne uyuşmazlığı" sorununu incelemek için "bilişsel psikoloji" ya da "informatik" alanlarında disiplinlerarası çalışmalar yürütmek ve geniş halk kitlelerinin nasıl olup da bu oranda "idrak zaafiyeti" sorunu yaşadığını bilimsel olarak ortaya koymak gerekir.

Uzun lafın kısası, bacak ısırmalı, kürsü kırmalı, "ittat edip rahat etmeli" saçma sapan bir haftanın ardından, memleketin iktisadi, sınai, tedriasti ve hatta her türlü hayati faaliyetlerinin, milletler arası platformda hem "konvertiblite" hem de "kredibilite" anlamında onulmaz bir çöküşü tecrübe ettiği bir süreç yaşandı.

Ve henüz dip görülmedi! Daha da düşüyoruz. Önce kavramlarla eylemlerin uyumsuzluğu üzerinden idraki bir kuşatmaya uğramıştık, sonrasında kanaatlerimiz ve vicdanlarımız üzerinden tanklar ve savaş uçakları geçti. Son olarak da irademizi teslim ettiklerimiz, namuslarının bir parçası olarak korumaya ant içtikleri bu iradeyi gasp etmeye karar verdiler.

Görünüşe göre bunun sonu yok.

Hepimize geçmiş olsun. Sened-i İttifak'tan beri, epeyce yol da kat etmiştik halbuki...

Ne yapalım, buraya kadarmış...

27 Mart 2014

Kapa kapa kapa kapa kapa kapa kapa

Elimizde olmayan sebeplerden ötürü
Twitter'dan sonra,
Youtube'a da
dns/vpn ile giriyoruz.

Allah razı olsun Tayyip Erdoğan'dan
bütün memleketi
bilgisayar uzmanı yaptı!

Her hafta
en az üç
dns ayarı değiştiriyoruz...

Notlar:
Görseldeki söz, Incubus'un Warning adlı şarkısından... Tabi bir video linki de vermek isterdim ama, Youtube ülkemizde karlı çektiğinden mütevellit... Bu arada şarkı sözünü de acizane tercüme etmeye çalışayım; "Bence/kendimizi sevmeyi/öğrenmeliyiz hepimiz/yasaklanmadan önce..."

18 Aralık 2013

Dili Kemikliler Cumhuriyeti'nde yeni bir gün

Haziran'daki olaylar esnasında CNN Türk'ün reklam aralarını geniş tutup, süresini iyice uzata uzata yayınladığı penguen belgeseli esnasında şamarı yüzümüzün orta yerine yedik aslında; birileri pervasızca yalan söylüyordu ve gerçeği örtbas etme yarışı içindeydiler... Polisin orantısız güç kullandığı ana akım medyada ima dahi edilemedi...

Gerçi kabahat onlarda değil, "Vesayetlerden kurtuluyoruz" gazıyla oy verdikleri siyasi tavrın, kökten getirdiği sultacı ve dayatmacı ideolojiyi görmekten aciz kaldıkları halde, 80-100 yıl önce Batı'daki akademik çevrelerin şöyle bir tartışıp rafa kaldırdığı meseleleri anlatan kitapları, 20-30 yıl önce üstün körü ve el yordamıyla Türkçe'ye tercüme etti diye kendilerini büyük entelektüeller/profesörler olarak bu ülkeye pazarlamaktan geri durmayan sözde Liberallerde... (Bilemeyenler için not: Liberaller genelde, monarşi rejimlerinin göbeğinde ortaya çıkan ve kelle koltukta fikir mücadelesi veren insanlardır. Başarı olanları sonradan lord olmuştur, orası tamam... Ama önce kendisine lord payesi biçip sonradan liberalcilik oynamaya heveslenene pek raslanmamıştır)

Kabahat kimde olursa olsun, sadece 10-20 yıldır değil, aşağı yukarı 2000 yıldır geniş halk kitlelerine yalanlar söylendiğinin, masallar okunduğunun ve bu masalcılık görevini en cansiperane biçimde üslenenlerin de aslında kendi hizmetlerini halka "dürüstlük perdesi altında gizleyerek" satmaya çalıştıklarının en açık ispatıydı penguenler...

Sonra hem siyasilerden, hem de bu "new age gölge oyunu" meddahlarından, öyle pervasız yalanlar ve "Bunların da hakkaten dilinin kemiği yokumş" dedirten demeçler işitik ki... Ağaçla yapılan röportajlar mı dersin, balık gözü kamerayla çoğaltılan kalabalıklar mı... En "dil-kemik" dumuru yaşatan durumsa, Suriye ve Mısır'daki kandan kendilerine oy devşirmeye çalışanların, "Adeviyye'de insanlar ölürken hayvan belgeseli yayınlayan batı medyası" diyerek Taksim'de ölen insanları görmezden gelmesi oldu...

Dün sabah başlayan ve kabine üyelerin de aralarında bulunduğu onlarca kişiyi hedef alan yolsuzluk soruşturmasından sonra, bugün sadece iktidar partisi değil; muhalefetten yandaş/candaş medyaya, meydanlara çıkanlardan kendini "kıl" ilan edenlere kadar herkes bir şeyler söyleyecek bugün... Her söylenen "Sizin dilinizin kemiğine..." diye sinkafa yol açacak benim cephemde...

01 Ağustos 2012

Walkman'ime uymadı uyduruk kalem piller, iş makinesi deyince Dünya devi Caterpiller

Geçen sene otobüsle Ayvalık'a giderken solladığımız bir kamyonun yanında "İstedim vermediler, ben de üstelemedim" yazdığına şahit olmuştum. Elimde fotoğraf makinesi olmadığı için bu şahane "komediyi" belgeleyememiştim. Buna üzülmüştüm de... Bundan "makara" kamyon yazısı olamaz diye düşünmüştüm çünkü. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni sloganını duyunca üzüntüm bir nebze dindi, kendimi "Yağdı yağmur, çaktı şimşek..." demekten alamadım.

Kamyon arkası yazılarındaki makarayı aratmayan bu sloganı, takım elbiseli gri adamlar ciddi ciddi kampanya olarak duyuruyorlar. Üstelik iktidar partisi yandaşları (devletten alınan faizsiz kredilerle satın alınan, sonra da satılığa çıkarılan gazeteleri aracılığıyla) bu trajikomik hadiseyi sahiplenmeye çalışıyorlar!

Sadece CHP'ye değil, AKP'ye de "Siz de mi şair oldunuz?" diye sormak istiyorum gerçekten!

Buyurun buradan yakın:
» Başın düşerse dara CHP'yi ara (Hürriyet)
» CHP yeni sloganını AK Parti'den çaldı! (Sabah)

12 Eylül 2010

Kabul edilen AKP anayasası değil ABD anayasasıdır

ABD'de Cumhuriyetçiler sağcıyken, bizde Cumhuriyetçi partinin solcu olduğunu iddia etmesine kim inanır? Barrack Obama! (O esprideki tandansı yakalayamadım ama idare edin artık)

AKP sempatizanı olduğunu bildiğim bazı arkadaşlarıma ve tandığım insanlara söylediğim şey, anayasa yapımının politize olmaması gerektiğiydi. Nitekim arkadaşlarıma söylediğim "AKP'ye oy vermekle referandumda evet demek arasında ciddi bir odak farkı var. Söz konusu metin ABD dayatmasıdır, AKP'nin tasarrufuyla yapılmamıştır" dedim.

Bunu söyledikçe sanki iktidar sahiplerine sövmüşüm gibi kızdılar bana. İleri karakol Türkiye'de, Beyaz Saray'ın onayı olmadan yellenmenin bile mümkün olmadığını düşünecek kadar safsanız eğer, asıl kızılması gereken sizsiniz demektir, ben değil...

Nitekim, Başbakan sonuç konuşmasında "Okyanus ötesi" dedi diye herkes "Cemaat, Fettullah Hoca" yakıştırması yaptı ama işin kokusu şu haberle çıktı: Obama'dan Erdoğan'a tebrik mesajı.

Seçim, genelinden yereline farketmez, söz konusu olsa bu tebrik mesajını anlarım. Ancak Obama'nın bu mesajının arkasında "Evet çıkmasaydı görürdünüz siz" anlamını aramak için kötü niyetli olmaya gerek yok.

Kısaca, sırf bu yüzden bile BOYKOT edilmeliydi ya bu referandum... HAYIR deseydiniz bile apışıp kalacaktı Coni'lerin beyin takımı. Hoş, Coni'lerin basket takımı da acımadı ya bize finalde, referandumda sokmuşlar çok mu?

04 Eylül 2010

Bono'dan gelecek fayda Allah'tan gelsin


Yıllarca dünyanın siyasi "ali-gıran-baş-gesen" görevi üslenen U2'cu Bono'nun kısa zamana kadar boykot ettiği Türkiye'ye gelmeden önce yaptığı açıklamaları gelince yapacaklarının "teminatı" olarak gören bazı "Özgürlükçüler" şimdiden, Başbakanla görüşecek Bono'nun hangi konulara değinmesi gerektiği hususundaki görüşlerini açıklamak için basın toplantıları falan düzenliyorlar...

Bir de bana blog yazdığım için "mal" muamelesi yapıyorsunuz. İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi sivil toplum örgütleri resmen "Yüreğimiz yanıyor Bono kardeş, kurban olayım bize bir çare" demek için basın toplantısı düzenledi...

Bono "Konstaniopol" dedi diye faşist sloganlar atacak değilim. II. Meşrutiyet dönemindeki resmi yayınlarda "Konstantiniyye Matbuasında neşredilmiştir" yazısını gördüğümden beri de, günümüz "Osmanlıcılarının" bu "Since 1453" takıntısını anlamakta zorlanıyorumm. Daha yüz yıl önce, o çok sevdiğiniz sadaret makamı bile payitahta "Konstantiniyye" diyormuş arkadaşım. Yüzleşin artık bu hakikatle.

Bununla birlikte, Bono nam kişinin Türkiye'deki özgürlük/adalet/eşitlik sorunlarının çözümü için Başbakanla görüşecek olması kadar trajikomik bir şey duymadım da görmedim de... Söz konusu problemler ve çözümleri olduğunda Bono ve Sayın RTE için benim aklıma daha çok, "Al birini vur ötekine" atasözü haklılık arzediyor.

Ne diyelim, İrlanda'da doğdu/AKP'li oldu/Helal olsun sana/Paul David Hewson (Bono'nun gerçek adı)

Bu arada Bono'nun, dünyanın her yerinde sermaye sahiplerinin ve milyarlarca dolarlık fonları yönetenlerin resmi yayın organı olma görevini üslenen ve her zaman ana akım kapitalist düzene eklemlenmek isteyenlerin ilk referansı olan Forbes'un ortaklarından olduğunu da bilmem hatırlatmama gerek var mı?

Bunu Okumadan Geçmeyin

Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma

Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...

Blogun Kare Ası