Çok iyi oldu çok da güzel iyi oldu; evlilik programları kaldırıldı Allah'a şükür, şimdi sabah-öğle-akşam kuşaklarının her birinde birer cinayet programı var artık! Nihayet evlilik denen pislikten kurtulduk da kültürümüzün en nadide örneği olan cinayet üzerine yapılmış programlar yayınlanıyor TV'lerde...
...
pfff... Bu saatten sonra, net konuşuyorum, televizyon izleyen gerizekalıdır!
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Aralık 2017
01 Eylül 2015
Bitti derken yeniden başlayan...
Ülke yıkılmanın eşiğine geldi, hiç kimse öyle böyle deyip de lafı kırıp bükmesin! Devlet yıkılacak gibi değil gerçi, ama ülke paramparça. Burası açıkça ortaya çıktı.
En önemli ipucu olarak, her zamanki gibi, televizyonu görmekteyim. Acizane düşüncem bu elbette. Kimseler bana uymak zorunda değil. Şurası bir gerçek ki, 1-2 saatlik televizyon tecrübesiyle, ülkenin yıkılmanın eşiğinde olduğunu anlamak mümkün.
Yeni yayın dönemi başlıyor, televizyon kanalları birer ikişer eteklerindeki taşı döküyor. Ortaya çıkan yine "uzun uzun bakışmalı, apış arası hikayeleri" ve "rakibini itin götüne sokmalı yarışmalar" kombinasyonundan ibaret.
Tematik yayın kanallar, tematik programları üç otuz paraya yaptırdıkça, söz konusu tematik programların teması da "dökülmek üzere olan dekora sahip setlerde hayatta kalma yolları" biçimli bir hal alıyor.
Eylül 2015'e geldik, herkesten ricam, azıcık da bu gözle, televizyonların yayın akışına bakmaları... İzdivaçları, sörvayvırları falan geçtim zaten de... Bu televizyonların "tektipleşerek" zavallılaşmaları hakkında herkesin söyleyecek sözü olmalı gibi geliyor bana. Onun için, gazetelere mektup yazarak olur, twitter, reddit, facebook, ekşisözlük olur...
Herkesin ses çıkarmaya başlaması lazım.
En önemli ipucu olarak, her zamanki gibi, televizyonu görmekteyim. Acizane düşüncem bu elbette. Kimseler bana uymak zorunda değil. Şurası bir gerçek ki, 1-2 saatlik televizyon tecrübesiyle, ülkenin yıkılmanın eşiğinde olduğunu anlamak mümkün.
Yeni yayın dönemi başlıyor, televizyon kanalları birer ikişer eteklerindeki taşı döküyor. Ortaya çıkan yine "uzun uzun bakışmalı, apış arası hikayeleri" ve "rakibini itin götüne sokmalı yarışmalar" kombinasyonundan ibaret.
Tematik yayın kanallar, tematik programları üç otuz paraya yaptırdıkça, söz konusu tematik programların teması da "dökülmek üzere olan dekora sahip setlerde hayatta kalma yolları" biçimli bir hal alıyor.
Eylül 2015'e geldik, herkesten ricam, azıcık da bu gözle, televizyonların yayın akışına bakmaları... İzdivaçları, sörvayvırları falan geçtim zaten de... Bu televizyonların "tektipleşerek" zavallılaşmaları hakkında herkesin söyleyecek sözü olmalı gibi geliyor bana. Onun için, gazetelere mektup yazarak olur, twitter, reddit, facebook, ekşisözlük olur...
Herkesin ses çıkarmaya başlaması lazım.
17 Mart 2015
Manyak kardeşlerim benim!
“Dünya kötü değil, insan zayıf.” Basit bir laf. Bir çırpıda
söyleniveriyor, o yönden de basit. Bu lafı bulması yahut uydurması da çok zor
olmasa gerek. Elli bin senelik kollektif bilinçten akıp geliyor. Bir kadim
felsefe ki; derinliği olduğunu sorgulamak için Huxley’nin LSD’li kafasına [1] da
sahip olmak gerekmiyor. Basitliğinden bahsederken, şunu da belirtelim, yalın ve
sadeliği kadar, dolaşıksızlığı ve “primitifliği” de kastediyorum. Ama çoğu
zaman olduğunun aksine, olumsuz anıştırmaları akla getirmeksizin...
Dün akşam, bir süredir her Pazartesi akşamı olduğu gibi,
televizyon izledim. Sıcağı sıcağına blog’un başına oturuverdim hemen. Çünkü,
bir çok okurun bilemeyeceği bir şey yaraladı beni: İlk prova!
İlk prova derken, gazetedeki ilk prova... “Bilgisayara çıkmayacak
bu gazete, kağıt üstünde bir görelim hele” demek, A3’e sayfanın siyah beyaz ilk
provasını basıp karşısına geçmek... Bunlar, gazetede/dergide/yayınevinde
çalışmamış kimseleri ne kadar etkiler, orasını bilmem. Koca koca adamların
“kağıt üzerinde görmeden karar veremedikleri halde” yine de kendilerine
“gazeteci” demeleri de ironiktir zaten ama...
Yaraladı beni. Bilhassa da Nâzım’ın “... bana layık patron
da bu ülkede yok...” demesi çok yaraladı. Birilerinin kendi vasatlıklarını
meşru kılabilmek için, seri bir biçimde vasatlık ürettiği; vasat satanın iyi
satıcı, vasat alanın da bilinçli tüketici olarak kıymet gördüğü bir çağda; yani
bu çağda... Vasat editörlerin, beni olduğu gibi belki sizi de, kendinizden
şüphe etmeye sevk ettiği olmuştur, bilinmez.
Olduysa da olmadıysa da... “Dünya kötü değil, insan zayıf”
dedikten sonra, bilemedim ki ben, kendi emeğinden şüphe etmeyen Nâzım’ın
ayırdına vardığı “bana layık patron yok” önermesinin de mi, acaba içi boş?!
Çünkü; bana oldu. Kendimden şüphe ettirdiler. Düzenli olarak da ettirmeye devam
ediyorlar zaten. Ama böyle sudan sebeplerle hatırlıyorum bazen, şüphe edilmesi
gereken şeyin, “Vasatlık Üretim A.Ş.” adına çalışanlar olduğunu. Onların
hakikatinin şüpheye değer ve onların erdeminin müphem olduğu, onların sadakatlarinin
kaypak ve onların dürüstlüklerinin çok “ucuz” olduğunu...
O zaman, Nâzım’ın bana da bir cevap borcu yok mu? Neresi
kötü değil bu dünyanın; ve nerede, bu tekasürün deveranına gark olmamaya karar
veren, benim zayıflığım. Allah aşkına söyle Nâzım Burak!
Notlar:
[1] Huxley ve dumanlı kafa yakıştırması, okuyucumu rahatsız etmesin diye kısa bir açıklama yazdım, bir zahmet onu da okursanız memnun olurum...
Notlar:
[1] Huxley ve dumanlı kafa yakıştırması, okuyucumu rahatsız etmesin diye kısa bir açıklama yazdım, bir zahmet onu da okursanız memnun olurum...
14 Mayıs 2013
Yaran okuyucu yorumları
D-Smart hafta içi her akşam House M.D.'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. Utanmadan bölüm aralarında "Doyamadınız mı, bir bölüm daha House, az sonra" türünden bir reklam da yapıyor. Biz de doyamıyoruz, hafta içi türlü işimiz olduğundan olsa gerek, haftasonları yükleniyoruz House'a...
Bir de internet diye bir şey var, yeni icat edilmiş sayılmaz ama hayatımıza etkilerini yeni yeni kanıksadık. Viral reklamlardan komik kedi videolarına kadar internet hayatımızın bir parçası oldu. Unutmadan, bir de herkesin internet içeriğine katkı yapması, izleidği/okuduğu şeylere yorum yapması gibi bir seçenek de var. Ben blogdan kaldırdım ama özellikle sayfa trafiğine önem verenler her şeyin yorumlanmasına izin veriyor.
Yorumlar çoğu zaman... Nasıl desem... İçeriğin kendisinden daha "içerikli" oluyor. Bir netizen söz konusu içeriği 2-3 kelimeyle çok iyi özetleyebiliyor, ya da bir başkası uzuuuun bir yorumla içerikteki her şeyi itin götüne sokabiliyor. Mesela meşhur "Keşkülden müminler" fenomeninde, iki durumundan da tek yorumda birleştiği, üstelik komiklikten yaran bir yorumla karşılaşmıtık.
Youtube kadar popüler olmayan portalların yorumları çoğu zaman, ne kadar "yarıcı" olsalar da popülerliğe kavuşamıyorlar... Ama benim içimden geldi, gerçekten yaran, üstelik de yardığı yerden ses getiren şu yorumu sizlerle paylaşmadan edemedim...
Bir de internet diye bir şey var, yeni icat edilmiş sayılmaz ama hayatımıza etkilerini yeni yeni kanıksadık. Viral reklamlardan komik kedi videolarına kadar internet hayatımızın bir parçası oldu. Unutmadan, bir de herkesin internet içeriğine katkı yapması, izleidği/okuduğu şeylere yorum yapması gibi bir seçenek de var. Ben blogdan kaldırdım ama özellikle sayfa trafiğine önem verenler her şeyin yorumlanmasına izin veriyor.
Yorumlar çoğu zaman... Nasıl desem... İçeriğin kendisinden daha "içerikli" oluyor. Bir netizen söz konusu içeriği 2-3 kelimeyle çok iyi özetleyebiliyor, ya da bir başkası uzuuuun bir yorumla içerikteki her şeyi itin götüne sokabiliyor. Mesela meşhur "Keşkülden müminler" fenomeninde, iki durumundan da tek yorumda birleştiği, üstelik komiklikten yaran bir yorumla karşılaşmıtık.
Youtube kadar popüler olmayan portalların yorumları çoğu zaman, ne kadar "yarıcı" olsalar da popülerliğe kavuşamıyorlar... Ama benim içimden geldi, gerçekten yaran, üstelik de yardığı yerden ses getiren şu yorumu sizlerle paylaşmadan edemedim...
House'ı tanıtım metininde hata var "En iyi hastane dizilerinden biri" diyor, "En iyi hastane dizisidir" diye düzeltirseniz sevinirim. Annem öksürdüğünde ona tip tip bakıp teşhis koymaya çalışıyorum, Doktorlar'ı izleseydim öksürmesini umursamaz gider bir hemşireye aşık olurdum.Televizyon izlemeyi sevseniz de sevmeseniz de, televizyonun ve dramaların varlığına karşı kayıtsız kalamazsınız. İzlemişken iyi bir drama izleyim bari diyenler için House M.D. iyi bir alternatif. D-Smart 15. kanalda... (oha resmen reklam yaptım xdxd)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bunu Okumadan Geçmeyin
Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...
Blogun Kare Ası
-
D-Smart hafta içi her akşam House M.D. 'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. U...
-
Kadınların paylaşacak daha çok materyali var. Popodur, efenime söyliyim genital bölgedir, herkeste var. Bir çift meme de Allah'a şükür b...
-
Bu ne sıcak lan? Olm bak adamın akılını başından alır, mübalasız söylüyorum götümden ter akıyor. Evet götümden! Arkama yaslanıp film seyrede...
-
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...




