mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
05 Eylül 2015
Sığınma-cı
Neremiz doğru ki...
Yalnız, çokluk memleketten, coğrafi olarak bana yakın olan eğrilikleri yazıyorum da, bu defa bizi transit geçip Evrope'nin ılık bağrına sokulmaya namzet garibanların çilesiyle kendimizden geçmeye başladık. Bir tuhaf ölüm pornosu ki; bakıp bakıp, aslında ölen biz değiliz diye mutlu oluyoruz içten içe...
Yaşım itibariyle, az fakla ıskaladım. (Gerçi ikinci trende, 90'larda yakaladım ama...) 70'lerdeki "sokak terörü/anarşi" döneminde (ki yaşanan kaosun anarşiyle zerre ilgisi olmadığı gibi, sokak terörü ile kastedilenin de birebir örtüşmediği iddia edilebilir) gazeteler ibretialem olsun diye, ölenlerin/öldürülenlerin en kanlı görüntülerini ilk sayfaya basarladı. Genelde gazetenin belli bir angajmanı varsa da, sıklıkla "karşı kampın" ölüleri adeta "leş parçası" gibi gösterilir, kendi kamplarının ölülerininse en yakışıklı stüdyo resimleri paylaşılırdı...
Yeniden hortlayan (hortladığı iddia edilen demeliyiz, çünkü kanımca hiç ölmemişti) etnik çeşnili ayrılıkçı terör günlerinde de benzeri bir yayıncılık gördük. Ateş sıcak olduğu için, biraz olsun sivri dili sineye çekelim. Gerçi hangi sineye? Ama çektik diyelim...
Pekiyi yeni ölüm pornomuz için neremizde yer bulsak?! Tamam, 2 milyon mülteciye kucak açtık ama hukuksal olarak tam anlamıyla da "mülteci" olarak kabul etmedik bu "misafirleri", öyle de bir gerçek var. Dahası, propoganda aygıtının pek bir hevesli "güvenli liman/büyük ülke" müsameresini yalanlarcasına, bu sığınmacı kardeşlerimiz, bizden de kaçmaya devam ediyorlar... Nereye? "Bitti, öldü, iflas etti, hem fikren hem de iktisaden iflas etti hem de" dediğimiz Avrupa'nın, lafa gelince pek kalın kafalı ve hatta ırkçı olduğunu iddia ettiğimiz "Birliğin Kurucu Ülkelerine" kaçıyorlar... Tam anlamıyla Evrope'nin ılık bağrı yani...
Bu arada ölenlere ağıtlar düzme gayretkeşliğiyle, yaşayanların SOKAK KENARLARINDAKİ ATIK SU KANALLARINDAKİ SULARI TOPLAYIP YIKANMAYA ÇALIŞTIKLARI GERÇEĞİNİ nedense gözardı ediyoruz. Boğulmayanlar "kurtuldu" damgasını yiyiveriyor hemen, "müsade edin geçsinler" diye bağırıyoruz.
Acaba geçtiklerinde ne olacak? Ne gam, Suriye'de çırpınıp batacağına Almanya'da çırpınıp batsın!!!
Okuma ödevi verirdim bazen, yazılarımın sonunda... Şimdi utanma ödevi vermeyi tercih ediyorum.
18 Aralık 2013
Dili Kemikliler Cumhuriyeti'nde yeni bir gün
Haziran'daki olaylar esnasında CNN Türk'ün reklam aralarını geniş tutup, süresini iyice uzata uzata yayınladığı penguen belgeseli esnasında şamarı yüzümüzün orta yerine yedik aslında; birileri pervasızca yalan söylüyordu ve gerçeği örtbas etme yarışı içindeydiler... Polisin orantısız güç kullandığı ana akım medyada ima dahi edilemedi...
Gerçi kabahat onlarda değil, "Vesayetlerden kurtuluyoruz" gazıyla oy verdikleri siyasi tavrın, kökten getirdiği sultacı ve dayatmacı ideolojiyi görmekten aciz kaldıkları halde, 80-100 yıl önce Batı'daki akademik çevrelerin şöyle bir tartışıp rafa kaldırdığı meseleleri anlatan kitapları, 20-30 yıl önce üstün körü ve el yordamıyla Türkçe'ye tercüme etti diye kendilerini büyük entelektüeller/profesörler olarak bu ülkeye pazarlamaktan geri durmayan sözde Liberallerde... (Bilemeyenler için not: Liberaller genelde, monarşi rejimlerinin göbeğinde ortaya çıkan ve kelle koltukta fikir mücadelesi veren insanlardır. Başarı olanları sonradan lord olmuştur, orası tamam... Ama önce kendisine lord payesi biçip sonradan liberalcilik oynamaya heveslenene pek raslanmamıştır)
Kabahat kimde olursa olsun, sadece 10-20 yıldır değil, aşağı yukarı 2000 yıldır geniş halk kitlelerine yalanlar söylendiğinin, masallar okunduğunun ve bu masalcılık görevini en cansiperane biçimde üslenenlerin de aslında kendi hizmetlerini halka "dürüstlük perdesi altında gizleyerek" satmaya çalıştıklarının en açık ispatıydı penguenler...
Sonra hem siyasilerden, hem de bu "new age gölge oyunu" meddahlarından, öyle pervasız yalanlar ve "Bunların da hakkaten dilinin kemiği yokumş" dedirten demeçler işitik ki... Ağaçla yapılan röportajlar mı dersin, balık gözü kamerayla çoğaltılan kalabalıklar mı... En "dil-kemik" dumuru yaşatan durumsa, Suriye ve Mısır'daki kandan kendilerine oy devşirmeye çalışanların, "Adeviyye'de insanlar ölürken hayvan belgeseli yayınlayan batı medyası" diyerek Taksim'de ölen insanları görmezden gelmesi oldu...
Dün sabah başlayan ve kabine üyelerin de aralarında bulunduğu onlarca kişiyi hedef alan yolsuzluk soruşturmasından sonra, bugün sadece iktidar partisi değil; muhalefetten yandaş/candaş medyaya, meydanlara çıkanlardan kendini "kıl" ilan edenlere kadar herkes bir şeyler söyleyecek bugün... Her söylenen "Sizin dilinizin kemiğine..." diye sinkafa yol açacak benim cephemde...
Gerçi kabahat onlarda değil, "Vesayetlerden kurtuluyoruz" gazıyla oy verdikleri siyasi tavrın, kökten getirdiği sultacı ve dayatmacı ideolojiyi görmekten aciz kaldıkları halde, 80-100 yıl önce Batı'daki akademik çevrelerin şöyle bir tartışıp rafa kaldırdığı meseleleri anlatan kitapları, 20-30 yıl önce üstün körü ve el yordamıyla Türkçe'ye tercüme etti diye kendilerini büyük entelektüeller/profesörler olarak bu ülkeye pazarlamaktan geri durmayan sözde Liberallerde... (Bilemeyenler için not: Liberaller genelde, monarşi rejimlerinin göbeğinde ortaya çıkan ve kelle koltukta fikir mücadelesi veren insanlardır. Başarı olanları sonradan lord olmuştur, orası tamam... Ama önce kendisine lord payesi biçip sonradan liberalcilik oynamaya heveslenene pek raslanmamıştır)
Kabahat kimde olursa olsun, sadece 10-20 yıldır değil, aşağı yukarı 2000 yıldır geniş halk kitlelerine yalanlar söylendiğinin, masallar okunduğunun ve bu masalcılık görevini en cansiperane biçimde üslenenlerin de aslında kendi hizmetlerini halka "dürüstlük perdesi altında gizleyerek" satmaya çalıştıklarının en açık ispatıydı penguenler...
Sonra hem siyasilerden, hem de bu "new age gölge oyunu" meddahlarından, öyle pervasız yalanlar ve "Bunların da hakkaten dilinin kemiği yokumş" dedirten demeçler işitik ki... Ağaçla yapılan röportajlar mı dersin, balık gözü kamerayla çoğaltılan kalabalıklar mı... En "dil-kemik" dumuru yaşatan durumsa, Suriye ve Mısır'daki kandan kendilerine oy devşirmeye çalışanların, "Adeviyye'de insanlar ölürken hayvan belgeseli yayınlayan batı medyası" diyerek Taksim'de ölen insanları görmezden gelmesi oldu...
Dün sabah başlayan ve kabine üyelerin de aralarında bulunduğu onlarca kişiyi hedef alan yolsuzluk soruşturmasından sonra, bugün sadece iktidar partisi değil; muhalefetten yandaş/candaş medyaya, meydanlara çıkanlardan kendini "kıl" ilan edenlere kadar herkes bir şeyler söyleyecek bugün... Her söylenen "Sizin dilinizin kemiğine..." diye sinkafa yol açacak benim cephemde...
17 Aralık 2013
Aferin çok güzel saçmalamışsın
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Demirören, Vikipedi'den öğrendiğim kadarıyla siyaset sosylojisi eğitimi almamış... Ama kendisine güveni öyle fazla ki "Rabia işaretinin siyasi olmadığını" ama "Yüce Atatürk" yazısıyla "Mandela tişörtlerinin" izin alınmayı gerektirecek siyasi eylemler olduğunu söyleyecek kadar çoşabiliyor...
Ben siyaset sosyolojisi eğitimi aldım ve şöyle diyorum: Rabia işareti siyasi değilse, Sırpların yaptığı "Çetnik" işareti de siyasi değildir... Ratko Mladic, Slobodan Milosevic falan tutuklanmış, yargılanmış veya yargılanmamış ne gam zaten... Neticede o olayın önümüzdeki seçimlerde oy dağılımını değiştirme olaslığı yok. Yine de merak ediyorum, bu hafta Türkiye liginde oynayan bütün Sırp oyuncular sahaya "Çetnik" işareti yaparak gelseler mesela... Neler olur acaba...
Okuma ödevi: Bosnian Genocide - Wordpress
Ben siyaset sosyolojisi eğitimi aldım ve şöyle diyorum: Rabia işareti siyasi değilse, Sırpların yaptığı "Çetnik" işareti de siyasi değildir... Ratko Mladic, Slobodan Milosevic falan tutuklanmış, yargılanmış veya yargılanmamış ne gam zaten... Neticede o olayın önümüzdeki seçimlerde oy dağılımını değiştirme olaslığı yok. Yine de merak ediyorum, bu hafta Türkiye liginde oynayan bütün Sırp oyuncular sahaya "Çetnik" işareti yaparak gelseler mesela... Neler olur acaba...
Okuma ödevi: Bosnian Genocide - Wordpress
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bunu Okumadan Geçmeyin
Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...
Blogun Kare Ası
-
D-Smart hafta içi her akşam House M.D. 'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. U...
-
Kadınların paylaşacak daha çok materyali var. Popodur, efenime söyliyim genital bölgedir, herkeste var. Bir çift meme de Allah'a şükür b...
-
Bu ne sıcak lan? Olm bak adamın akılını başından alır, mübalasız söylüyorum götümden ter akıyor. Evet götümden! Arkama yaslanıp film seyrede...
-
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...






