09 Şubat 2014

İşte geldik gidiyoruz dedirten beş sebep...

Ne olacak sahiden, nereye varacak her biri diğerinden farksız geçen günlerim diye endişe ediyorum bazen. Defterin, kalemin ya da bilgisayarın başına bir şeyler yazmak için oturup oturup, sayfalar dolusu saçma sapan cümle yazdıktan sonra belki bir şeyler çıkar umuduyla bekleyen, kendine bile hayrı dokunmayan bir yazar müsveddesi... Bu muyum sahiden, geldim gidiyorum, yazdıklarım buraya mı çıkakmış yani...

Diye düşündüm ve şu sonuçları çıkardım düşüncelerimden;

1 Görünürde Kainat'ın da bir amacı yok gibi. Çok fazla nihilistik gelmesin... Kainatta (en azından bildiğimiz kısmında) kendi benliğini başkalarıyla paylaşabilen tek varlık insandır. Ve insandan başka hiç bir varlık öyle ya da böyle, bir amaca duyduğu ihtiyaç ile tanımlanamaz zaten. Şüphesiz kainatın varlık sebebedir, en küçük yıldır tozu bile. Ama kainatı var etmekten daha ulvi bir amaç bulmanın arkasında bir anlam var mı sanki?

2 Amaçları bilincimiz uydurmuyor mu zaten? İnsan bilinci, belli eylemleri yapmayı öğrenmeyi ve bunları davranış olarak bilincin sahibi olan bireye kazandırmayı başaran bir insan "organıdır" ve görünüşe göre, insan kültürü teknik ve bilgi dağarcığı konusunda ilerledikçe yeni davranışlar icat etme ve bunları ustalıkla yapmayı öğrenmede her birimizin bilinci gayet yüksek seviyede başarılar gösterir hale gelmiştir. Bu yüzden, çok az bir çabayla çok fazla şeyi başarabiliyor olmak belki bu başarılarımızın bir amaç uğruna olması gerektiği yanılgısını yaratıyordur.

3 Yaşıyor olmak yeter bazen hayata anlam katmaya... Hayat hikayenizi bir kağıda yazıp okuduğunuzda, takdir ve teveccühünüzü kazanan büyük insanlarınkine benzemiyor diye kendinizi amaçsız hissetmeniz çok normaldir. Ancak hayat denen bu devinimde herkes spot ışıklarını üstüne çekecek, başkalarından rol çalacak kadar öne çıkan öykülerin altına imza atamayabilir. Boş verin hayat hikayenize süslü ve özenilen paragraflar ekleme hevesini, yaşamaya ve yaşadığınız hayatı fark ederek yaşamaya çabalayın işte, zaten yaşamak da bundan fazlası değildir.

4 Başkalarınınki gibi belirgin bir amaç edinmek için verilen boşa çabalar neye yarar sonra... Diyelim sırf hayat hikayeniz daha süslü olsun diye uğraştığınız yıllar sonunda ama başkalarının takdirini ve teveccühünü kazanacak bir iki paragraf eklemeyi de ne yazık ki başaramadınız öykünüze. Yıllarca o iki paragrafın peşinden koşup koşup bir türlü erişemeye indirgemiş olmadınız mı hayattaki amacınızı. Bu muydu yani içinde bulunduğunuz ruhsal çöküntüyü aşmanın bedeli. Boş verin süslü öyküleri, kendi renksiz öykünüzün tadına varmaya bakın

5 Hem belki çoktan bir amaca hizmet ediyorsundur da farkında değilsindir, olamaz mı? İlk başta söylediğimiz gibi, bütün varlıklar içinde bir amacı hak ettiğini dile getirebilen tek varlık insandır. Ama belki de bunun sebebi başlı başına bir amaca hizmet etmek içindir; evrendeki amaçları aramaya değil ama, asıl amacın kendimizi bilmek ve hayatımızı bu bilinç dahilinde yaşamaya çalışmak için... Doğrusu bütün hayat görüşleri, bütün felsefeler ve hatta bütün dinler bunu anlatmaya çalışıyormuş gibi geliyor bana.

Ya da belki de söylediklerimin hepsi yanlıştır... Varsın olsun, belki de benim hayattaki amacım da yanlış şeyler söyleyerek sizin doğruları bulmanıza vesile olmaktır... Olamaz mı?

06 Şubat 2014

Hayırlı olsun...

*** ili emniyet müdürlüğüne

Türkiye Cumhuriyeti'nin *** TC Kimlik No'lu vatandaşayım. Abazanım. Sıvaz istiyorum. TBMM Komisyonu'nda bugün yasalaşan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a aykırı olmamak şartıyla herhangi bir erotik içerikli siteye (tercihen tender fuck) geçici giriş izni istiyorum. Gereğini yüksek makamınızdan rica ederim.

03 Şubat 2014

Hand-egg?

Adam şu oyuna "Football" demeye utanmazken bizim "boyalı basını" geçtim, Anadolu Ajansı bile kendisine bir Super Bowl haberi devşirmekten geri kalmıyor ya... Kültür Emperyalizmi temalı doktora tezine sadece bu AA ekran görüntüsü bile yeter...

30 Aralık 2013

Kendimden alıntılar

Yeğenime temel epistemelojik kavramları anlatmaya çalıştığım 3 saatlik bir hafta sonu eğlencesinin vardığı nokta, şu acı itiraf oldu: “Sintetik apriori’nin ne olduğunu ben de anlamıyorum ve esasında bütünüyle anlayan birisinin olduğunu da sanmıyorum; kavramı ortaya atan Kant’ın kendisi de dahil...” Komik tarafı şu ki, aynı acı itiraf ontolojik kavramlar bağlamında “ding an sich” için de dile getirilebilir, Kant kısmı da dahil olmak üzere... İşte üstüne saatlerce zihinsel emek harcamış olmakla gurur duyduğumuz modern felsefenin gelip dayandığı sınır budur.

18 Aralık 2013

AMK Partisi

Aşırı Milliyetçi Komünist Parti Marşı

Tayyib ne bilir devrimi, barikatlarda cefayı
Milletin sırtından geçinip sürdüler sefayı

Yabancı sermayenin elleri bakanlara ulaşınca
Kendileri de gördü komutanlara ettikleri ezayı

Devrim yoluna cenk edelim, direnelim her an
Kapital'de zaferi okuduk Hazreti Marx'tan

Bilmeyenler için; ilhamı 'mehter marşı'ndan aldık, bayrağı da bobiler'den kopi pestledik... Bu arada... İlk beyitte Arapça bir kelime kullandım; tayyib Arapça lûgatta "temiz, pak" olarak geçer... Yani "temiz pak olanlar, kirlenmekten korkanlar ne bilir barikatı" anlamındadır yani... (Her şeye rağmen bir üçbuçuk var hala :p) Sevgi, saygı, hoşgörü

Bazarov gündemi değerlendiriyor

"İşgal ettiğim bu daracık yer, benim ilişkim olmayan yerlere oranla küçük ve sıradan... Yaşadığım zaman parçası önceleri içinde olmadığım, gelecekte de olmayacağım sonsuzluğun yanında o kadar anlamsız ki... Oysa ki bu atomun içinde, bu matematiksel noktada kan dolaşıyor, beyin arzuluyor. Bu ne kepazelik, bu ne saçmalık... Adam gibi adam kendisine ilişkin düşünülecek şeyi olmayan, sözünün dinlenmemesi ya da kendisinden nefret edilmesi gereken insan demektir..."
Babalar ve Oğullar
İvan Turgenyev

Bazı evlatlar ve bazı babalarla ilgili rüşvetli-gemicikli gündem kızışmaya başlamışken, Turgenyev'in edebiyat tarihine geçmiş karakteri Bazarov'un ağzından kısa bir paragraf... Bilhassa son cümlesiyle... Sevgi ve saygıyla...

Bunu Okumadan Geçmeyin

Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma

Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...

Blogun Kare Ası