Pek güdük olan Android versiyonunu oynayınca hayal kırıklığına uğradığım, gördüğüm ilk iOS'li alette emizlercesine başında kaldığım Plague Inc. adlı minik mi minik oyuncuktan, bilmem haberiniz var mı? Bu blogpost'un konvansiyonel anlamda bir oyun incelemesi değeri taşımasını beklemediğinden üslubunu da oraya kaydırmak gibi bir niyetim yok. Ancak 2,5 yıldır oyuncuların beğenisine sunulan bu oyundan sonra dünya genelinde, ölümcül risk taşıyan salgın hastalıklar konusunda bir algı artışı olduğunu da ifade etmeden geçmememiz gerektiği kanısındayım.
Bu algı artışını oyunla ilişkilendirmek gibi bir vesveseye kapılacak değilim. Algı artışına asıl sebep olanın, tedavisi bulunmamış bulaşıcı hastalıkların salgın oluşturma konusundaki "başarılarının" giderek artması geliyor. Son yıllarda domuz/kuş/keçi/kurbağa gripleri sayesinde (!!!) her kış insanlığımızı unutur olmuştuk. Bunlar yetmezmiş gibi bir türlü bitmek bilmeyen kene ölümleri de "Kene mi salgın var ahauhau" biçiminde şakalar yapmamızı mümkün kılmaya başlamıştı. Ancak 1,5 senedir gündemde yer işgal eden Ebola ve MERS salgını haberleri şakası yapılmayacak kadar ciddi bir hal almaya başlayınca ve özellikle de bölgemizdeki siyasi durum kitleleri birbiriyle sıhatsiz koşullarda temasa zorlar bir hüviyete bürünmüşken, salgınlar konusunda farkındalık yaratılmış olması için biraz geç kalmış olabileceğimiz hissine kapıldığımı itiraf etmeliyim.
Gaia Teorisi denen şeyi, bilmiyorum duydunuz mu. Aslında bu Gaia Teorisi tam bir gayya kuyusudur da (espri gibi değil gibi) kısaca özetlemekte yine de fayda görüyorum: Bir ekosistemde (burada söz konusu dünya olduğu için esasında biyosferin tamamında) varlığını sürdüren ve çevresindeki inorganik materyallerle etkileşimi sürdürmesi ve iletişimin derinliğini arttırması mümkün olan her organik varlık, önünde ya da sonunda organik/inorgarnik materyal dengesinde düzensizliğe sebep olacağı için, ekosistem tarafından elenmeye tabi tutulmak zorunda kalacaktır; bu elemenin sonunda da ekosistem kararlı yapsını muhafaza etmeye devam edebilir hale gelecektir.
Aslında bu genelleyici tutum, teoriye haksızlık edecek kadar özet oldu, vakti olan interneti biraz karıştırsın. Ama daha da özet geç diyen varsa şöyle özetlemek de mümkün: İnsan kainatın dengesini, kendi çıkarına olacak biçimde bozmaya devam ederse, kainat bu dengeyi yeniden kurmak için her yolu deneyecektir. Teorisyenlere göre astral/astronomik olayların hatta doğal afetlerin bile bununla bir ilgisi olduğunu düşünmekten başka çare yok. Biyopsikososyal çerçeveden bakacak olursak, siyasi anlaşmazlıklar ve toplumsal olayları dahi bu kategoriye sokabiliriz belki de...
Mevzuu ilgi çekici gelmiş olabilir çoğunuza ama, Plague INC ne ayak o zaman? Şuradan bu mülahazaya ulaştım; oyunda çeşitli stratejilerle bir hastalığı bulaşıcı ve ölümcül bir hale getirip bütün insanlığı yok etmeye uğraşıyoruz. Bunu yapmak için izlenecek türlü yoldan birisi de, öncelikle hastalığı mümkün olan en bulaşıcı seviyeye getirip bütün insanları, geride tek bir kişi kalamaya kadar infekte etmek, sonra da aniden ölümcül semptomlar ekleyip kısa sürede bütün insanları öldürmek. Doğru oynarsanız günlük leşinizi 100 milyonlarla ifade edebilecek bir seviyeye çıkarabilmek mümkün yani.
Bu stratejiyle oyunu oynadıktan sonra şunu çok daha iyi anladığımı itiraf etmeliyim; MERS ya da Ebola olmayacak belki ama insanoğlunun kainata verdiği (ve vermeye devam ettiği) zararı tanzim etmek için, kainatın sıradığı bir karşı koyma strateji geliştirmesini beklemek çok büyük yanılgı olmayacak. Ve belki de, çoktan böyle bir hastalık, hiç bir uyarı vermeden hepimize bulaşmaya başlamıştır. Ve yine belki de, kısa süre içinde yüzer milyon insanı aynı günde nezleden öldürecek salgınlarla karşılabiliriz!
Komplo teorisi gibi gelmesin, çünkü ben bunu, böyle bir sonu, hak ettiğimize inanıyorum!!
16 Kasım 2014
16 Ekim 2014
Yatıyoruz kalkıyoruz her şey yine futbol
Kainat İbrahim epeyidur işsuz idi. Toplumsal üretime emeğiyle katilamayınca, bari uşak üreterek katilayim dedi ve bi uşak daha dünyaya geturdi. Kainat İbrahim'un bu 3. uşaği oldi, bir anlamda hat-trick yapti. Neysa, bu tutturdi "Bu haftaki Tirabizonsipor Fener maçinda Fener'e goli kim atarsa uşağa onun adini koyacağum." Ula etma İbrahim, maç sifir sifir biterse uşağa "Sifir" adını mı vereceksun. Ya Fener kendi kalesine gol atarsa? Tirabizon'da bir tane Lugano'nun dolaşmasi ne kadar sağlukli olur! Daha da kötüsi, top hakeme çarpup Fener'un kalesine girersa kuçucuk uşağa Kuddusi Muftioğli mi diyeceksun? İnsan öz evladuna buni yapar mi?
Laz Kapital (I)
Yılmaz Okumuş, Cadde Yayınları
sf. 60
10 Ekim 2014
Kayna kazanım kayna, yan ateşim yan
Bir yılanı ikiye böldük yalnız, öldürmedik.
Yarası kapandı mı yılan o yılan olur yine.
Biz de kalırız dişlerinin önünde
Güçsüz, cılız kötülüğümüzle.
Korkudan yediğim lokma boğazımdan gitmeyecekse,
Her gece korkunç rüyalar saracaksa uykularımı,
Varsın her şey çığırından çıksın,
Bu dünya da yıkılsın öbür dünya da,
İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi.
Rahat etmek için öldürdüklerimizle.
Macbeth, Shakespeare
sf. 86
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aslında tekrar tekrar okunmalı, özellikle de son iki dize... "Ölüp rahat etmek daha iyi, rahat etmek için öldürdüklerimizle..." Filanca yerde insanlar ölmesin diye fişmekanca yerde insanlar öldü bugün... Kobani'de mazlumlar ölmesin diye Türkiye'de, sokaklarda siviller öldürüldü... Hem Suriye'de, hem Türkiye'de akan kan aslında aynı ellere bulaştı. Taksim'de, Tahran'da, Wall Street'te, Paris varoşlarında kan döken eller, kana doyana kadar... "Kayna kazanım kayna, yan ateşim yan!"
Yarası kapandı mı yılan o yılan olur yine.
Biz de kalırız dişlerinin önünde
Güçsüz, cılız kötülüğümüzle.
Korkudan yediğim lokma boğazımdan gitmeyecekse,
Her gece korkunç rüyalar saracaksa uykularımı,
Varsın her şey çığırından çıksın,
Bu dünya da yıkılsın öbür dünya da,
İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi.
Rahat etmek için öldürdüklerimizle.
Macbeth, Shakespeare
sf. 86
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aslında tekrar tekrar okunmalı, özellikle de son iki dize... "Ölüp rahat etmek daha iyi, rahat etmek için öldürdüklerimizle..." Filanca yerde insanlar ölmesin diye fişmekanca yerde insanlar öldü bugün... Kobani'de mazlumlar ölmesin diye Türkiye'de, sokaklarda siviller öldürüldü... Hem Suriye'de, hem Türkiye'de akan kan aslında aynı ellere bulaştı. Taksim'de, Tahran'da, Wall Street'te, Paris varoşlarında kan döken eller, kana doyana kadar... "Kayna kazanım kayna, yan ateşim yan!"
23 Nisan 2014
Şiirket: Çocuk Bayramı
Bugün şehir meydanında
Meclisin açılış yıl dönümünün
Çocuklara armağan edilmesinin önemini anlatıyorlardı
Kalabalık alkışlıyordu
Ve o kalabalığın içinde
Yırtık pırtık ve kir içindeki giysileriyle
Üstelik yüzü gözü çamur içindeki bir çocuk da simit satmaya çalışıyordu
Gerçekten çok önemliydi onun için de çocuk bayramı
Ama onu kimse alkışlamıyordu...
Resim: Şükriye Göçer - Simitçi Çocuklar
Meclisin açılış yıl dönümünün
Çocuklara armağan edilmesinin önemini anlatıyorlardı
Kalabalık alkışlıyordu
Ve o kalabalığın içinde
Yırtık pırtık ve kir içindeki giysileriyle
Üstelik yüzü gözü çamur içindeki bir çocuk da simit satmaya çalışıyordu
Gerçekten çok önemliydi onun için de çocuk bayramı
Ama onu kimse alkışlamıyordu...
Resim: Şükriye Göçer - Simitçi Çocuklar
27 Mart 2014
Para pulla ölçülmez aşkımız sana...
Bir sansür iflas, iki sansür iflas, üç sansür yerinde saymaktır. Muhafazakar partiyiz, vessellam. Twitter yasaklanınca Youtube, o da yasaklandıkça Facebook yasaklanır, bu yasaklar oldukça iktidarım da daim olur. Zaten haftasonuna kadar yasaklasak yeter. Hem sevgili arkadaşım Acun kardeşimin reytingleri de düşmüştü, millet biraz da onu izlesin artık...
Notlar:
[1] Başlık ve giriş cümlesi için ilhamı ntvmsnbc.com'dan aldım. Başbakan Çok Seven Acun için ilham falan almadım, ama milletçe birilerinin ahını çok aldığımız için Acun'un bize ceza olarak Allah tarafından gönderildiğini düşünüyorum.
[2] "Sırada facebook var" derken, bugün Van'da çekilen, aşağıdaki fotoğraftan ilham aldığımı da ayrıca söylemeliyim belki de...
Notlar:
[1] Başlık ve giriş cümlesi için ilhamı ntvmsnbc.com'dan aldım. Başbakan Çok Seven Acun için ilham falan almadım, ama milletçe birilerinin ahını çok aldığımız için Acun'un bize ceza olarak Allah tarafından gönderildiğini düşünüyorum.
[2] "Sırada facebook var" derken, bugün Van'da çekilen, aşağıdaki fotoğraftan ilham aldığımı da ayrıca söylemeliyim belki de...
Kapa kapa kapa kapa kapa kapa kapa
Elimizde olmayan sebeplerden ötürü
Twitter'dan sonra,
Youtube'a da
dns/vpn ile giriyoruz.
Allah razı olsun Tayyip Erdoğan'dan
bütün memleketi
bilgisayar uzmanı yaptı!
Her hafta
en az üç
dns ayarı değiştiriyoruz...
Notlar:
Görseldeki söz, Incubus'un Warning adlı şarkısından... Tabi bir video linki de vermek isterdim ama, Youtube ülkemizde karlı çektiğinden mütevellit... Bu arada şarkı sözünü de acizane tercüme etmeye çalışayım; "Bence/kendimizi sevmeyi/öğrenmeliyiz hepimiz/yasaklanmadan önce..."
Twitter'dan sonra,
Youtube'a da
dns/vpn ile giriyoruz.
Allah razı olsun Tayyip Erdoğan'dan
bütün memleketi
bilgisayar uzmanı yaptı!
Her hafta
en az üç
dns ayarı değiştiriyoruz...
Notlar:
Görseldeki söz, Incubus'un Warning adlı şarkısından... Tabi bir video linki de vermek isterdim ama, Youtube ülkemizde karlı çektiğinden mütevellit... Bu arada şarkı sözünü de acizane tercüme etmeye çalışayım; "Bence/kendimizi sevmeyi/öğrenmeliyiz hepimiz/yasaklanmadan önce..."
03 Mart 2014
İnternet sansürü ve toplumsal buharlaşma
Toplum modellerinin birini diğerine tercih etmek zorunda kaldığımız devinim eşikleri yaşıyoruz. Daha doğrusu her müstakil insan topluluğu artık bu eşikleri öyle sık yaşar hale geldi ki, bu fenomen giderek küresel bir hal alıyor ve toplumların yaşadığı bu devrimler, tıpkı bir arada yaşayan kadınların menstürasyon döngülerinin senkronize olmaya başlaması gibi, bağımsız ve müşahhas karakterlerine rağmen sadece aynı anda yaşanıyor olmalarıyla bile senkoronizelermiş izlenimi yaratmaya yetiyor.
Benim bütünüyle kavradığımı iddia edemeyeceğim şey bu izlenimin sahici olup olmadığı; hakikaten bir tür "küresel uyum" mu göstermeye başladık yoksa bu değişimlerin birbirini (tetiklemesi değilse bile en azından) takip etmeye başlaması bir tesadüf mü... Cevabını nerede arayacağımızı bilmediğimiz için kendimize sormaktan korktuğumuz bir soru... Ya da "Tüm bu eş zamanlı devrimlerin sorumlusu küresel çıkarları için hareket eden güç odaklarıdır" gibi bir kestirmecilikle suçu "herhangi bir şey lobisine" atmak mı daha doğru bir tutum olur...
Kafalar karıştı mı? Güzel, çünkü belki de cevabı kafa karışıklığını dindirmek için sıkça baş vurduğumuz "vakit öldürücülerden" birinden bulmuş olabilirim:
Sid Meier's Alpha Centauri, uzay temalı bir strateji oyunu. 1998 yapımı oyunu gog.com'dan dijital olarak sipariş edebilirsiniz... Sadece yukarıdaki alıntı değil, hem kurgusal hem de felsefe/edebiyat tarihinin köşe taşı olan kitaplardan yapılmış yüzlerce alıntıdan biri tesadüfen aradığınız cevapları verebilir size...
Notlar:
[1] Çeviri bana aittir, videoda da duyabileceğiniz orijinal metin için SMAC'nin Wikiqute sayfasınıdaki "Planteary Transit System" bölümünü ziyaret edin
Benim bütünüyle kavradığımı iddia edemeyeceğim şey bu izlenimin sahici olup olmadığı; hakikaten bir tür "küresel uyum" mu göstermeye başladık yoksa bu değişimlerin birbirini (tetiklemesi değilse bile en azından) takip etmeye başlaması bir tesadüf mü... Cevabını nerede arayacağımızı bilmediğimiz için kendimize sormaktan korktuğumuz bir soru... Ya da "Tüm bu eş zamanlı devrimlerin sorumlusu küresel çıkarları için hareket eden güç odaklarıdır" gibi bir kestirmecilikle suçu "herhangi bir şey lobisine" atmak mı daha doğru bir tutum olur...
Kafalar karıştı mı? Güzel, çünkü belki de cevabı kafa karışıklığını dindirmek için sıkça baş vurduğumuz "vakit öldürücülerden" birinden bulmuş olabilirim:
Mesafeler yok olup insanlar özgürce bir yerden başka bir yere akabildikte, toplum psikolojik bir ısı eşiğini aşarak bir hal değişimi yaşayacak. Artık katı ya da sıvı değil, bir gaz halini alacak ve müsait olan her boşluğu dolduracak şekilde genleşeceğiz. Ve tıpkı gazlar gibi zaptedilmemiz de kolay olmayacak. [1]
Notlar:
[1] Çeviri bana aittir, videoda da duyabileceğiniz orijinal metin için SMAC'nin Wikiqute sayfasınıdaki "Planteary Transit System" bölümünü ziyaret edin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bunu Okumadan Geçmeyin
Bana inanmıyorsun bari korsana da inanma
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...
Blogun Kare Ası
-
D-Smart hafta içi her akşam House M.D. 'nin tekrar bölümlerini veriyor... Sonra da pazar günleri beş bölüm üstüste maraton çakıyor. U...
-
Kadınların paylaşacak daha çok materyali var. Popodur, efenime söyliyim genital bölgedir, herkeste var. Bir çift meme de Allah'a şükür b...
-
Bu ne sıcak lan? Olm bak adamın akılını başından alır, mübalasız söylüyorum götümden ter akıyor. Evet götümden! Arkama yaslanıp film seyrede...
-
Bilişim güvenliği uzmanı falan değilim. Bilgisayar mühendisi ya da programcısı da değilim. Hatta matematiği CB ile, mantığı (beşinci alışımd...





